|
Hüküm Gecesi
|
|
06-11-2009, 02:17 PM
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Hüküm Gecesi
KİTABIN ADI : HÜKÜM GECESİ
KİTABIN YAZARI : YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU YAYIN EVİ VE ADRESİ : İLETİŞİM YAYINLARI BASIM YILI : 1987 KİTABIN KONUSU II. Meşrutiyet döneminde yaşanan olaylar, ülkenin bu olaylar karşısındaki tutumu ve iç karışıklıklar anlatılmaktadır. KİTABIN ANA FİKRİ Batının etkisinde kalıp kendi gelenek, görenek ve adetlerimizi unutmamalıyız. Milletin bağımsızlığını, milletin azim ve kararı kurtaracaktır. KİTABIN ÖZETİ AHMET KERİM muhalif bir gazeteci ve yazılarıyla İttihat ve Terakki’ye karşı cephe almıştır. Aynı gayeyi takip eden Ahmet Samim’in de yakın dostudur. Olay 1908-1911 yılları arasında geçmektedir. Bu dönemde İttihat ve Terakki ile muhalefet arasında siyasi bir çekişme yaşanmaktadır. Aslında bu toplumun sorunlarına çözüm getirmekten uzak bir post kavgasıdır. Ordu güçsüzdür ve politikaya gömülmüştür. Ülkenin hiçbir sorununa somut çözümler getirilememekte, dış borçlar artmakta, kurtuluş Batı’nın desteğinde aranmaktadır. İktidar için çarpışan kişiler yalnızca çıkar peşindedirler. Aydınlar, devlet adamları, ipleri Batı emperyalizminin elinde olan kuklalardır bir bakıma. Bireysel çıkarların öne alındığı siyasi çatışmaların toplumun sorunlarına çözüm getirmeyişi; imparatorluğun parçalanmasında dış güçlerin etkisi, neyi savunduğunu, neye karşı olduğunu bilmeyen, tarihin kendisine yüklediği kurtarıcılık görevi altında ezilen bir kuşağın dramının boyutları; politik hırsların egemen olduğu bir ortamda insana özgü duyguların, özlemlerin, tutkuların yozlaşması, kardeşliğin düşmanlığa, sevginin sevgisizliğe, özverinin bencilliğe dönüşmesi de dönemin nitelikleri olarak sıralanabilir. İttihat ve Terakki’nin çirkin siyasi oyunlar oynayışı, düşünce yoksulluğu, baskıyı, kaba gücü olağan sayan yönetim anlayışıyla kıyasıya eleştirilirken, muhalefetin iki yüzlülüğü, çıkarcılığı da eleştiriye maruz kalıyor. İttihatçılar ve İtilafçılar bir madalyonun değişik görünümdeki iki yüzü gibidir. Aynı maddeden yapılmışlardır, nitelikçe hiçbir ayrımları yoktur. Olaylar da gerçekte olduğu gibi aktarılmıştır. Akşuyarı bu tur kelimeler yasaktırüstü evine dönerken köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içerden gelen şarkı ile karışık piyano sesini dinlemek Ahmet Kerim’de alışkanlık haline gelir. Bu güzel sesin sahibi Samiye’yi görmek için can atar içeri girmek için her duraklayışında konağın önünde lakin kendine hakim olmasını bilir ve yoluna devam eder. Belki de kiminle karşılaşacağını bilmeden böyle yapar. Fakat bir gün matbaaya doğru yol alırken Samiye ile yolları defalarca kesişir, defalarca göz göze gelirler. Nihayet ikisi de konuşma cesaretini toplarlar. Tabii ki bu konuşma öncesinde mektuplaşmalar olur. Samiye İttihat ve Terakki Fırkası’ndan olan ağabeyi Selim Necati’nin isteğine uyarak Ahmet Kerimi gece yarısı odasına alır. Ahmet Kerimi Samiye’nin yatak odasında yakalayıp bir ırz düşmanı gibi öldürme girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Samiye kendini bağışlatmak için çırpınır, bu duygunun, bu isteğin tutsağı olur, bu yolda her çılgınlığı göz önüne alır. Ahmet Kerim ise alabildiğine katı bir duygusuzlukla karşılar onun bütün girişimlerini. Aşkı nefrete döner artık. Bu inanç, genç kızdaki değişimi görmesini engeller. Sıradan bir olay biçiminde verilen, ayrıntısız, kısacık bir ölüm haberi geç de olsa Ahmet Kerimi, bu ölümden kendisini sorumlu tutacağı yeni bir ruh halinin içine iter. Nefret, yerini suçluluk duygusuna bırakır. Artık bundan sonrası Ahmet Kerim için bir nefis muhasebesi dönemidir. Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’yı öldürmekten sanık kimselerle birlikte tutuklanmak ölümle karşı karşıya getirmiştir genç adamı. Bekir ağa bölüğünde, suçsuz ve haksız, idam korkusuyla ‘Hüküm Gece’ sini beklerken bile kişiliğine kabahat bulmaz, bütün sebep ve sonuçlarıyla hayat hesabının yükünü zamanına ve neslinin tarihine yükler. Sırf hürriyete yapılan baskıya karşı koymak ve kişiliğini satılığa çıkarmamak için muhalefete geçen Ahmet Kerim, birdenbire kendini aralarında hiçbir öz ve niyet birliği bulunmayan hasip, Halil Paşazade Ömer Beyler ile Necip Mollaların, Neşet Paşaların, Saim Efendilerin içinde bulur. Ondan sonrası artık kaybedilmiş bir davadır. Sinop sürgünü Ahmet Kerimi içkinin kucağına atmış, alkolden yoksun kaldığı günlerde kafası yağı tükenmiş bir kandile dönen, eli titreyen bir adamdır. Zavallı anacığına mektup bile yazamaz hale gelir. Ahmet Kerim için asıl acı şey ise henüz Sinop’a gitmeden kendini tanımış olmasıdır. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ Kitapta İttihat ve Terakki Partisi olayların hep arkasında olmuş milletin bütünlüğünü ve bağımsızlığını sağlamak için elinden geleni yapmıştır. Yabancılara karşı ve ülkeyi bölmeye, içten yıkmaya çalışanların karşısında olmuştur. Ayrıca bu olayları hep eleştiren Ahmet adında bir gazeteci de görmekteyiz. Bu gazeteci dönemi eleştirmiş, ülkenin daha iyi olması için yazılar yazmıştır. KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER Yazar, toplumsal sorunlara belli bir siyasal açıdan eğilmiş, bu sorunlara yaklaşımını elden geldiğince sanatsal bir düzeyde tutmaya çalışmıştır. Eski Türkçe kelimeler kullanıldığından anlaşılması zor bir kitap. Ruhsal çözümlemeleri, karakter yaratıcılığını ve ele aldığı dönemin toplumsal gerçeklerini çok iyi yansıtmıştır. KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ Yakup Kadri 27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. Babasının vefatı üzerine altı yaşındayken ailesi ile birlikte Manisa’ya geldi. Tekrar Mısır’a döndükten bir müddet sonra İstanbul’a yerleşirler. Yakup Kadri Mekteb-I Hukuk’a girdi. Ama bitirmeden, 3üncü sınıftan ayrıldı. 1912’de tüberküloza yakalandığını öğrenir. Ancak 1916’da İsviçre’ye gidebilir. 1974’de Ankara’da vefat eder. ESERLERİ Hikaye: Bir Serancam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri Roman: Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama, Hep O Şarkı Mensur Şiirleri: Erenleri Bağından, Okun Ucundan Anı: Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl Monografi: Ahmet Haşim, Atatürk ![]() |
|||

Şuanki Zaman: 09-08-2010, 01:15 PM
Hoşgeldin Misafir !











Site Ekle