<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[FORUM ÇILGIN TÜRK - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.forumcilginturk.com/</link>
		<description><![CDATA[FORUM ÇILGIN TÜRK - http://www.forumcilginturk.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 20:09:37 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Arkadaşlar çok acil yetiştirmem gereken bir ödev var.]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=538</link>
			<pubDate>Thu, 13 May 2010 15:13:01 +0300</pubDate>
			<dc:creator>frhtsyhn</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=538</guid>
			<description><![CDATA[Performans ödev yapmam gerekiyor.Bu performans ödevine ayrıcak vaktim yok.Çok acil olarak hazır yaptırmam gerek.Hazır ödevi bir sitede buldum tam istediğim gibi ancak o da ücretli. <a href="http://www.odevci.com" target="_blank">http://www.odevci.com</a> a daha önce üye olup şifresi olan varsa paylaşırsa sevinirim.Yada başka bir önerisi olan.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Performans ödev yapmam gerekiyor.Bu performans ödevine ayrıcak vaktim yok.Çok acil olarak hazır yaptırmam gerek.Hazır ödevi bir sitede buldum tam istediğim gibi ancak o da ücretli. <a href="http://www.odevci.com" target="_blank">http://www.odevci.com</a> a daha önce üye olup şifresi olan varsa paylaşırsa sevinirim.Yada başka bir önerisi olan.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey Türk OğLu - Türk Kızı  !]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=525</link>
			<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 19:36:56 +0200</pubDate>
			<dc:creator>BuRaK</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=525</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #000000;"><span style="font-weight: bold;">Ey Türk Oğlu <br />
Ey Türk Kızı<br />
Kendine Gel Geçmişini Unutma<br />
Ecdadın Sen Rahat Uyuyasın Diye Canını Verdi<br />
<br />
Sen Biliyormusun İstanbul'un 5 Sene İşgal Altında Kaldığını İşgalin Ne Olduğu Biliyormusun Bak Irak'a Filistin'e<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Tüm Dünya Seni Diri Diri Yakmaya Geldiğinde Aziz Ecdadımız Bir Saniye Düşünmeden Canını Verdi<br />
Nedenmi ?<br />
O İşgali Biliyordu O Bağımsızlığın Ne Demek Olduğunu Biliyordu<br />
Aziz Ecdadımız Bizim Bağımsız Yaşamamızı İstedi<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Bu Toprakları Kaybettiğinde Yaşayabileceğinimi Zannediyorsun<br />
Bu Kadar Çok Düşmanın Varken<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Bastığın Her Toprakta Şehidinin Kanı Olduğunu Unutma<br />
Bu Vatanı Sahipsiz Bırakma<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Türk'lüğünü Unutma...İşgaldeki Hali Hiç Ama Hiç Unutma</span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #000000;"><span style="font-weight: bold;">Ey Türk Oğlu <br />
Ey Türk Kızı<br />
Kendine Gel Geçmişini Unutma<br />
Ecdadın Sen Rahat Uyuyasın Diye Canını Verdi<br />
<br />
Sen Biliyormusun İstanbul'un 5 Sene İşgal Altında Kaldığını İşgalin Ne Olduğu Biliyormusun Bak Irak'a Filistin'e<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Tüm Dünya Seni Diri Diri Yakmaya Geldiğinde Aziz Ecdadımız Bir Saniye Düşünmeden Canını Verdi<br />
Nedenmi ?<br />
O İşgali Biliyordu O Bağımsızlığın Ne Demek Olduğunu Biliyordu<br />
Aziz Ecdadımız Bizim Bağımsız Yaşamamızı İstedi<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Bu Toprakları Kaybettiğinde Yaşayabileceğinimi Zannediyorsun<br />
Bu Kadar Çok Düşmanın Varken<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Bastığın Her Toprakta Şehidinin Kanı Olduğunu Unutma<br />
Bu Vatanı Sahipsiz Bırakma<br />
<br />
Ey Türk Oğlu Ey Türk Kızı<br />
Türk'lüğünü Unutma...İşgaldeki Hali Hiç Ama Hiç Unutma</span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Fenerium]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=522</link>
			<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 12:31:33 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Pardus007</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=522</guid>
			<description><![CDATA[Feneriuma üye olanlar biletleri daha ucuza alabiliyorlar ben olsam beklemem hemen olurum <img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Feneriuma üye olanlar biletleri daha ucuza alabiliyorlar ben olsam beklemem hemen olurum <img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/smile.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Smile" title="Smile" />)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Domuz Gribi]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=518</link>
			<pubDate>Tue, 03 Nov 2009 12:25:32 +0200</pubDate>
			<dc:creator>Pardus007</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=518</guid>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Ankara’da tedavisi devam eden 65 yaşındaki bir kadının domuz gribinden hayatını kaybettiğini duyurdu.<br />
<br />
İstanbul’da tedavisi devam eden 13 yaşındaki bir kız çocuğunun ardından Ankara’da da 65 yaşındaki bir kadın domuz gribinden hayatını kaybetti. Böylece Türkiye’de domuz gribinden 9. ölüm gerçekleşti.<br />
<br />
Bakanlıktan yapılan açıklamada, İstanbul’da Pandemik grip nedeniyle tedavisi devam eden 13 yaşında bir kız çocuğunun yaşuyarı bu tur kelimeler yasaktırını yitirdiği, bu vefatla Pandemik gripten kaybedilen vatandaşların sayısının 8 olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Durumu ağır 8 hastanın tedavisinin ise yoğun bakımlarda sürdürüldüğü belirtilen açıklamada, 2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri istendi.<br />
<br />
Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri önerilen açıklamada, genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikayetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatlarının büyük önem taşıdığı vurgulandı.<br />
<br />
Açıklamada, şu uyarılar tekrarlandı:<br />
<br />
”2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri gerekmektedir. Bunların dışındaki kişiler de grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri, ancak genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikâyetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatları büyük önem taşımaktadır.”<br />
<br />
DOMUZ GRİBİ‘NDEN BUGÜNE KADARKİ ÖLÜM VAKALARI<br />
İL   	 TARİH 	YAŞ 	CİNSİYET  	EK BİLGİ<br />
Ankara 	24 Ekim 	28 	Erkek 	Hastane temizlik görevlisi<br />
Diyarbakır 	29 Ekim 	34 	Kadın 	Hamile<br />
Konya 	29 Ekim 	37 	Kadın 	Kronik hastalık<br />
Ankara 	1 Kasım 	27 	Erkek 	Hastane temizlik görevlisi<br />
Konya 	1 Kasım 	22 Aylık 	Kız 	 <br />
Konya 	1 Kasım 	14 	Erkek 	Kronik hastalık<br />
Şanlıurfa 	2 Kasım 	4 	Kız 	 <br />
İstanbul 	2 Kasım 	13 	Kız 	 <br />
Ankara 	2 Kasım 	65 	Kadın 	Kronik hastalık]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Ankara’da tedavisi devam eden 65 yaşındaki bir kadının domuz gribinden hayatını kaybettiğini duyurdu.<br />
<br />
İstanbul’da tedavisi devam eden 13 yaşındaki bir kız çocuğunun ardından Ankara’da da 65 yaşındaki bir kadın domuz gribinden hayatını kaybetti. Böylece Türkiye’de domuz gribinden 9. ölüm gerçekleşti.<br />
<br />
Bakanlıktan yapılan açıklamada, İstanbul’da Pandemik grip nedeniyle tedavisi devam eden 13 yaşında bir kız çocuğunun yaşuyarı bu tur kelimeler yasaktırını yitirdiği, bu vefatla Pandemik gripten kaybedilen vatandaşların sayısının 8 olduğunu bildirdi.<br />
<br />
Durumu ağır 8 hastanın tedavisinin ise yoğun bakımlarda sürdürüldüğü belirtilen açıklamada, 2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri istendi.<br />
<br />
Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri önerilen açıklamada, genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikayetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatlarının büyük önem taşıdığı vurgulandı.<br />
<br />
Açıklamada, şu uyarılar tekrarlandı:<br />
<br />
”2 yaşından küçük çocuklar, kronik hastalığı olanlar, gebeler ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri gerekmektedir. Bunların dışındaki kişiler de grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri, ancak genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusma şikâyetlerinden biri olan vakaların beklemeden doktora müracaatları büyük önem taşımaktadır.”<br />
<br />
DOMUZ GRİBİ‘NDEN BUGÜNE KADARKİ ÖLÜM VAKALARI<br />
İL   	 TARİH 	YAŞ 	CİNSİYET  	EK BİLGİ<br />
Ankara 	24 Ekim 	28 	Erkek 	Hastane temizlik görevlisi<br />
Diyarbakır 	29 Ekim 	34 	Kadın 	Hamile<br />
Konya 	29 Ekim 	37 	Kadın 	Kronik hastalık<br />
Ankara 	1 Kasım 	27 	Erkek 	Hastane temizlik görevlisi<br />
Konya 	1 Kasım 	22 Aylık 	Kız 	 <br />
Konya 	1 Kasım 	14 	Erkek 	Kronik hastalık<br />
Şanlıurfa 	2 Kasım 	4 	Kız 	 <br />
İstanbul 	2 Kasım 	13 	Kız 	 <br />
Ankara 	2 Kasım 	65 	Kadın 	Kronik hastalık]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Geyiklerin Boynuzlarını Testereyle Kesiyorlar...]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=500</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 22:33:14 +0300</pubDate>
			<dc:creator>ozzy_21</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=500</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img198.imageshack.us/img198/9666/1002xtn.jpg" border="0" alt="[Resim: 1002xtn.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img252.imageshack.us/img252/6973/1003.jpg" border="0" alt="[Resim: 1003.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img268.imageshack.us/img268/469/80059019.jpg" border="0" alt="[Resim: 80059019.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img407.imageshack.us/img407/6951/1005w.jpg" border="0" alt="[Resim: 1005w.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img252.imageshack.us/img252/8284/1004.jpg" border="0" alt="[Resim: 1004.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img198.imageshack.us/img198/9666/1002xtn.jpg" border="0" alt="[Resim: 1002xtn.jpg]" /><br />
<img src="http://img252.imageshack.us/img252/6973/1003.jpg" border="0" alt="[Resim: 1003.jpg]" /><br />
<img src="http://img268.imageshack.us/img268/469/80059019.jpg" border="0" alt="[Resim: 80059019.jpg]" /><br />
<img src="http://img407.imageshack.us/img407/6951/1005w.jpg" border="0" alt="[Resim: 1005w.jpg]" /><br />
<img src="http://img252.imageshack.us/img252/8284/1004.jpg" border="0" alt="[Resim: 1004.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tecavüz Eildikten Sonra Kanalizasyonda Öldürüldü....]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=499</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 22:26:35 +0300</pubDate>
			<dc:creator>ozzy_21</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=499</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img14.imageshack.us/img14/1315/founddeadindrainpipe615.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe615.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img232.imageshack.us/img232/3058/founddeadindrainpipe384.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe384.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img232.imageshack.us/img232/5125/founddeadindrainpipe212.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe212.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img14.imageshack.us/img14/1376/founddeadindrainpipe528.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe528.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img219.imageshack.us/img219/7224/founddeadindrainpipe816.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe816.jpg&#93;" /><br />
 <br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: red;">21 yaşındaki genç kız kaçırılıp bu iğrenç yerde tecavüze uğruyor ve öldürülüyor....</span></span></span><br />
 <br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: red;">bu da kızın resmi.....</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: red;"><img src="http://img268.imageshack.us/img268/1788/124ji7l5nv6.jpg" border="0" alt="[Resim: 124ji7l5nv6.jpg&#93;" /></span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img14.imageshack.us/img14/1315/founddeadindrainpipe615.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe615.jpg]" /><br />
<img src="http://img232.imageshack.us/img232/3058/founddeadindrainpipe384.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe384.jpg]" /><br />
<img src="http://img232.imageshack.us/img232/5125/founddeadindrainpipe212.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe212.jpg]" /><br />
<img src="http://img14.imageshack.us/img14/1376/founddeadindrainpipe528.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe528.jpg]" /><br />
<img src="http://img219.imageshack.us/img219/7224/founddeadindrainpipe816.jpg" border="0" alt="[Resim: founddeadindrainpipe816.jpg]" /><br />
 <br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: red;">21 yaşındaki genç kız kaçırılıp bu iğrenç yerde tecavüze uğruyor ve öldürülüyor....</span></span></span><br />
 <br />
<span style="font-size: 14pt;"><span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="color: red;">bu da kızın resmi.....</span></span></span><br />
 <br />
 <br />
<span style="font-family: Comic Sans MS;"><span style="font-size: 14pt;"><span style="color: red;"><img src="http://img268.imageshack.us/img268/1788/124ji7l5nv6.jpg" border="0" alt="[Resim: 124ji7l5nv6.jpg]" /></span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölüm Türleri Ve Hissedilenler....]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=498</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 22:23:26 +0300</pubDate>
			<dc:creator>ozzy_21</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=498</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img88.imageshack.us/img88/3229/att00001co2.jpg" border="0" alt="[Resim: att00001co2.jpg&#93;" /><br />
 <br />
<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img181.imageshack.us/img181/4836/att00002es6.jpg" border="0" alt="[Resim: att00002es6.jpg&#93;" /><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/1373/att00003pv0.jpg" border="0" alt="[Resim: att00003pv0.jpg&#93;" /><br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/6310/att00004dt1.jpg" border="0" alt="[Resim: att00004dt1.jpg&#93;" /><br />
 <br />
<img src="http://img248.imageshack.us/img248/2325/att00005ke7.jpg" border="0" alt="[Resim: att00005ke7.jpg&#93;" /><br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/6356/att00007sk3.jpg" border="0" alt="[Resim: att00007sk3.jpg&#93;" /><br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/4866/att00008vw8.jpg" border="0" alt="[Resim: att00008vw8.jpg&#93;" /><br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img140.imageshack.us/img140/9371/att00009vm3.jpg" border="0" alt="[Resim: att00009vm3.jpg&#93;" /><br />
 <br />
<img src="http://img140.imageshack.us/img140/7854/att00010ng3.jpg" border="0" alt="[Resim: att00010ng3.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img88.imageshack.us/img88/3229/att00001co2.jpg" border="0" alt="[Resim: att00001co2.jpg]" /><br />
 <br />
<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img181.imageshack.us/img181/4836/att00002es6.jpg" border="0" alt="[Resim: att00002es6.jpg]" /><br />
 <br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/1373/att00003pv0.jpg" border="0" alt="[Resim: att00003pv0.jpg]" /><br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/6310/att00004dt1.jpg" border="0" alt="[Resim: att00004dt1.jpg]" /><br />
 <br />
<img src="http://img248.imageshack.us/img248/2325/att00005ke7.jpg" border="0" alt="[Resim: att00005ke7.jpg]" /><br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/6356/att00007sk3.jpg" border="0" alt="[Resim: att00007sk3.jpg]" /><br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/4866/att00008vw8.jpg" border="0" alt="[Resim: att00008vw8.jpg]" /><br />
 <br />
 <br />
<img src="http://img140.imageshack.us/img140/9371/att00009vm3.jpg" border="0" alt="[Resim: att00009vm3.jpg]" /><br />
 <br />
<img src="http://img140.imageshack.us/img140/7854/att00010ng3.jpg" border="0" alt="[Resim: att00010ng3.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Club ya da elektronik müzik]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=497</link>
			<pubDate>Sun, 30 Aug 2009 22:04:41 +0300</pubDate>
			<dc:creator>ozzy_21</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=497</guid>
			<description><![CDATA[slm arkadaşlar aben yeni üye oldum ama müzik bölümüne elektronik müzik eklenebilirmi ben ilgilenirim gerekirse ben bu işle igiliyimde ve burda vakit geçirmenin hoş olacağını düşünüyorum.....<br />
<br />
saygılar DJ Zee]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[slm arkadaşlar aben yeni üye oldum ama müzik bölümüne elektronik müzik eklenebilirmi ben ilgilenirim gerekirse ben bu işle igiliyimde ve burda vakit geçirmenin hoş olacağını düşünüyorum.....<br />
<br />
saygılar DJ Zee]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Elmas Nasıl Yapılır? Laboratuvarda Elmas Yapımı.]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=495</link>
			<pubDate>Mon, 10 Aug 2009 19:27:59 +0300</pubDate>
			<dc:creator>admin</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=495</guid>
			<description><![CDATA[İlk önce gerçek elmasın nasıl oluştuğunu anlayalım.<br />
<br />
Elmas nasıl oluşuyor?<br />
<br />
<br />
Yıllarca süren araştırmalar sonunda elmasın, yerkabuğunun 150-200 kilometre kadar altındaki<br />
<br />
"manto" katmanında oluştuğu saptandı.Bu değerli maden daha sora, volkanik kayanın<br />
<br />
bir türü olan "kimberlit" ve "lamproit" tarafından yukarı taşınıyor. Bu kaya dünyanın yüzeyinde,<br />
<br />
baca ya da koni şeklinde yığınlar halinde bulunuyor.Bir elmasın oluşumu için çok güçlü bir basınç gerekli.<br />
<br />
2400 derecelik ısıda yaklaşık 50.000 atmosferlik bir basınç. Bu basınç, örneğin, dev Eyfel Kulesi'nin 12 cm² bir<br />
<br />
alana uyguladığı basınca denk düşüyor. Bu muazzam basınç olmaksızın karbonun oluşturduğu madde<br />
<br />
grafitten başka bir şey değil. <br />
<br />
Peki elmas nasıl yapılır?<br />
<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/exclamation.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Exclamation" title="Exclamation" />İşte sizlere küçük bir araştırma burada elmasın yapımı ile ilgili bazı bilgiler mevcut<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/exclamation.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Exclamation" title="Exclamation" /><br />
<br />
 ODTÜ’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi.<br />
<br />
 ODTÜ buluşu ile ilgili ABD’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı.<br />
<br />
ODTÜ’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. ODTÜ buluşu ile ilgili ABD’de patent koruması aldı ve dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. :exclamation:Elmas yapımı için 6 voltluk bir batarya, sofra tuzu, bir miktar su, kloroform, uygun bir çözücü ve 2 adet çelik çubuğun bir araya gelmesi yeterli oluyor<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/exclamation.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Exclamation" title="Exclamation" />. Yeni teknikle üretilen elmasların, analiz çalışmaları tamamlandığında, tıp, otomotiv, beyaz eşya gibi pek çok sanayi dalında daha geniş yer bulması bekleniyor.<br />
<br />
EN SERT MADDE: ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, Yrd. Doç. Dr. Michael Pitcher ve Yusuf Nur’dan oluşan ODTÜ’lü çalışma grubu, doğadaki en sert ve dayanıklı maddelerden biri olan yapay elmas teknolojisinde yeni bir açılım getirmeyi başardılar. Prof. Dr. Toppare, elmasın doğada bilinen en sert ve dayanıklı madde olduğunu belirterek, sanayide çok geniş kullanılmasına rağmen, var olan yöntemlerle üretiminin ve işlenmesinin zor, maliyetinin ise yüksek olduğunu kaydetti. Elmasın üretiminde kullanılan polimerin pahalı teçhizatlarla ve patlayıcı özellikteki katalizörlerle yapılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Toppare, bu nedenle bu yöntemin sanayide yaygın olarak kullanılamadığını anlattı.<br />
<br />
TEHLİKESİZ YÖNTEM: Prof. Dr. Toppare, laboratuvarlarında kullanılan ve bu alanda yeni bir teknik olan elektrokimyasal yöntemle poli (hidridokarbin) adı verilen özel polimerin sentezinden yola çıkarak sentetik elmas üretebildiklerini belirterek, çalışmalarını şu sözlerle anlattı:"Laboratuvarımızda çok basit ve tamamen tehlikesiz bir yöntem olan elektrokimyasal yöntemle hidridokarbin polimerini sentezlemeyi başarmamız, sanayide bu özel polimerden elmas sentezinin yolunu açmış oldu. Keşfettiğimiz yöntem, bu özel polimeri bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar basit bir hale getirmiştir. Bunun için 4 tane kalem pilin oluşturduğu 6 voltluk bir batarya, polimeri hazırlayabileceğimiz bir cam kap, bu kabın içine yemeklerde kullandığımız sofra tuzu, bu tuzu çözmek için bir miktar su, kloroform ve kloroformun kaptaki çözeltide homojen dağılmasını sağlayan uygun bir çözücü ile 2 tane çelik çubuk gerekli. Eğer verdiğimiz bu reçete uygulanırsa 2 dakika içinde bu özel polimerin oluştuğu görülür. Elde edilen polimer argon gazı atmosferinde 1000 santigrat derecede bekletilirse sentetik elmasa dönüştürülür. Bu yöntem uygulandığında ülkemize ekonomik katkısı çok büyük olacak."<br />
<br />
DOĞADAKİ ELMASLA AYNI: Laboratuvar ortamında elde ettikleri elmasın doğadaki elmas türlerinden bir tanesi, ancak mücevheratta kullanılan elmastan farklı olduğunu anlatan Toppare, çalışmalarının temel amacının yüzeylerin elmas film halinde kaplanması olduğunu belirterek, "Yurt dışında birtakım karışımlardan elde edilen yeşil ve kırmızı renkli elmaslar, suni elmaslardır. Bizim kullandığımız yöntem sentetiktir ama üretilen ürün gerçek elmastır. Bu yöntemin ayrıcalığı polimeri çözeltisinden film olarak bir yüzeye kaplayıp fırınladığımızda yüzey üzerinde elmas film olarak elde edebilmemizdir" diye konuştu. Toppare, "x ışınları" analizi ile elde ettikleri sonuçların doğada bulunan elmasla bire bir tuttuğunu bildirdi.<br />
<br />
Sanayi tipi elmas nerede kullanılıyor Bıçak gibi kesici yüzeyler.<br />
<br />
Otomotiv sanayi.<br />
<br />
Tıpta platinin yerine.<br />
<br />
Yüzey kaplaması.<br />
<br />
Daha önce kimse yapamadı<br />
<br />
SANAYİ elması üretimi çalışmasının başlatılmasına fikirleriyle katkıda bulunan ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Michael Pitcher, Amerika’da bu yöntemi yapmayı denediklerini ancak, Türkiye’deki yöntemden çok daha zor bir yöntemle yapabildiklerini dile getirdi. Yapay elmas elde etmek için kullandıkları bazı maddelerin yanıcı ve patlayıcı olduğunu kaydeden Pitcher, ODTÜ’de gerçekleştirilen yöntemi daha önce kimsenin tam anlamıyla yapamadığını belirtti.<br />
<br />
Elmas film kaplanan yüzeyler çizilmeyecek<br />
<br />
LABORATUVARDA polimeri çeşitli yüzeylere bir film halinde kaplanıp o yüzeyde elmas bir filme dönüştürme çalışmalarına başlandığını bildiren Levent Toppare, elmasın özelliklerinin ölçüm çalışmalarının tamamlanmasının ardından getireceği yenilikleri şöyle anlattı: "Bu çalışma istenilen sonucu verdiği takdirde, çizilmeye ve kimyasallara çok dayanıklı yüzeyler elde edilebilecek. Şu an çalışmamız laboratuvar aşamasında. Bunun endüstride uygulanabilmesi için kapladığımız ve ürettiğimiz elmasın sertliği aşınmaya olan mukavemetinin deneylerle ölçülmesi gereklidir. Eğer bu mümkün olursa, her türlü malzemenin üzerine bir şekilde kaplama yapıp onların aşınmaya karşı ömrünü uzatmak mümkün olabilir. Bu da sanayi elmasının otomotiv sanayinde daha da yaygın bir şekilde kullanılmasının yolunu da açabilir."]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İlk önce gerçek elmasın nasıl oluştuğunu anlayalım.<br />
<br />
Elmas nasıl oluşuyor?<br />
<br />
<br />
Yıllarca süren araştırmalar sonunda elmasın, yerkabuğunun 150-200 kilometre kadar altındaki<br />
<br />
"manto" katmanında oluştuğu saptandı.Bu değerli maden daha sora, volkanik kayanın<br />
<br />
bir türü olan "kimberlit" ve "lamproit" tarafından yukarı taşınıyor. Bu kaya dünyanın yüzeyinde,<br />
<br />
baca ya da koni şeklinde yığınlar halinde bulunuyor.Bir elmasın oluşumu için çok güçlü bir basınç gerekli.<br />
<br />
2400 derecelik ısıda yaklaşık 50.000 atmosferlik bir basınç. Bu basınç, örneğin, dev Eyfel Kulesi'nin 12 cm² bir<br />
<br />
alana uyguladığı basınca denk düşüyor. Bu muazzam basınç olmaksızın karbonun oluşturduğu madde<br />
<br />
grafitten başka bir şey değil. <br />
<br />
Peki elmas nasıl yapılır?<br />
<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/exclamation.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Exclamation" title="Exclamation" />İşte sizlere küçük bir araştırma burada elmasın yapımı ile ilgili bazı bilgiler mevcut<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/exclamation.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Exclamation" title="Exclamation" /><br />
<br />
 ODTÜ’lü bilim adamları üretimi son derece pahalı olan sentetik elması, bir evin mutfağında birkaç pil ve tuz ile üretebilecek bir yöntem geliştirdi.<br />
<br />
 ODTÜ buluşu ile ilgili ABD’de patent koruması aldı ve tüm dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı.<br />
<br />
ODTÜ’lü araştırmacılar, dünyada yüksek bir maliyetle elde edilebilen sanayi elmasını, bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar kolay ve ucuz bir yöntemle ürettiler. ODTÜ buluşu ile ilgili ABD’de patent koruması aldı ve dünyada geçerli olacak uluslararası patentin alınması için de işlemlere başladı. :exclamation:Elmas yapımı için 6 voltluk bir batarya, sofra tuzu, bir miktar su, kloroform, uygun bir çözücü ve 2 adet çelik çubuğun bir araya gelmesi yeterli oluyor<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/exclamation.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Exclamation" title="Exclamation" />. Yeni teknikle üretilen elmasların, analiz çalışmaları tamamlandığında, tıp, otomotiv, beyaz eşya gibi pek çok sanayi dalında daha geniş yer bulması bekleniyor.<br />
<br />
EN SERT MADDE: ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, Yrd. Doç. Dr. Michael Pitcher ve Yusuf Nur’dan oluşan ODTÜ’lü çalışma grubu, doğadaki en sert ve dayanıklı maddelerden biri olan yapay elmas teknolojisinde yeni bir açılım getirmeyi başardılar. Prof. Dr. Toppare, elmasın doğada bilinen en sert ve dayanıklı madde olduğunu belirterek, sanayide çok geniş kullanılmasına rağmen, var olan yöntemlerle üretiminin ve işlenmesinin zor, maliyetinin ise yüksek olduğunu kaydetti. Elmasın üretiminde kullanılan polimerin pahalı teçhizatlarla ve patlayıcı özellikteki katalizörlerle yapılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Toppare, bu nedenle bu yöntemin sanayide yaygın olarak kullanılamadığını anlattı.<br />
<br />
TEHLİKESİZ YÖNTEM: Prof. Dr. Toppare, laboratuvarlarında kullanılan ve bu alanda yeni bir teknik olan elektrokimyasal yöntemle poli (hidridokarbin) adı verilen özel polimerin sentezinden yola çıkarak sentetik elmas üretebildiklerini belirterek, çalışmalarını şu sözlerle anlattı:"Laboratuvarımızda çok basit ve tamamen tehlikesiz bir yöntem olan elektrokimyasal yöntemle hidridokarbin polimerini sentezlemeyi başarmamız, sanayide bu özel polimerden elmas sentezinin yolunu açmış oldu. Keşfettiğimiz yöntem, bu özel polimeri bir evin mutfağında bile üretilebilecek kadar basit bir hale getirmiştir. Bunun için 4 tane kalem pilin oluşturduğu 6 voltluk bir batarya, polimeri hazırlayabileceğimiz bir cam kap, bu kabın içine yemeklerde kullandığımız sofra tuzu, bu tuzu çözmek için bir miktar su, kloroform ve kloroformun kaptaki çözeltide homojen dağılmasını sağlayan uygun bir çözücü ile 2 tane çelik çubuk gerekli. Eğer verdiğimiz bu reçete uygulanırsa 2 dakika içinde bu özel polimerin oluştuğu görülür. Elde edilen polimer argon gazı atmosferinde 1000 santigrat derecede bekletilirse sentetik elmasa dönüştürülür. Bu yöntem uygulandığında ülkemize ekonomik katkısı çok büyük olacak."<br />
<br />
DOĞADAKİ ELMASLA AYNI: Laboratuvar ortamında elde ettikleri elmasın doğadaki elmas türlerinden bir tanesi, ancak mücevheratta kullanılan elmastan farklı olduğunu anlatan Toppare, çalışmalarının temel amacının yüzeylerin elmas film halinde kaplanması olduğunu belirterek, "Yurt dışında birtakım karışımlardan elde edilen yeşil ve kırmızı renkli elmaslar, suni elmaslardır. Bizim kullandığımız yöntem sentetiktir ama üretilen ürün gerçek elmastır. Bu yöntemin ayrıcalığı polimeri çözeltisinden film olarak bir yüzeye kaplayıp fırınladığımızda yüzey üzerinde elmas film olarak elde edebilmemizdir" diye konuştu. Toppare, "x ışınları" analizi ile elde ettikleri sonuçların doğada bulunan elmasla bire bir tuttuğunu bildirdi.<br />
<br />
Sanayi tipi elmas nerede kullanılıyor Bıçak gibi kesici yüzeyler.<br />
<br />
Otomotiv sanayi.<br />
<br />
Tıpta platinin yerine.<br />
<br />
Yüzey kaplaması.<br />
<br />
Daha önce kimse yapamadı<br />
<br />
SANAYİ elması üretimi çalışmasının başlatılmasına fikirleriyle katkıda bulunan ODTÜ Kimya Bölümü Öğretim Üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Michael Pitcher, Amerika’da bu yöntemi yapmayı denediklerini ancak, Türkiye’deki yöntemden çok daha zor bir yöntemle yapabildiklerini dile getirdi. Yapay elmas elde etmek için kullandıkları bazı maddelerin yanıcı ve patlayıcı olduğunu kaydeden Pitcher, ODTÜ’de gerçekleştirilen yöntemi daha önce kimsenin tam anlamıyla yapamadığını belirtti.<br />
<br />
Elmas film kaplanan yüzeyler çizilmeyecek<br />
<br />
LABORATUVARDA polimeri çeşitli yüzeylere bir film halinde kaplanıp o yüzeyde elmas bir filme dönüştürme çalışmalarına başlandığını bildiren Levent Toppare, elmasın özelliklerinin ölçüm çalışmalarının tamamlanmasının ardından getireceği yenilikleri şöyle anlattı: "Bu çalışma istenilen sonucu verdiği takdirde, çizilmeye ve kimyasallara çok dayanıklı yüzeyler elde edilebilecek. Şu an çalışmamız laboratuvar aşamasında. Bunun endüstride uygulanabilmesi için kapladığımız ve ürettiğimiz elmasın sertliği aşınmaya olan mukavemetinin deneylerle ölçülmesi gereklidir. Eğer bu mümkün olursa, her türlü malzemenin üzerine bir şekilde kaplama yapıp onların aşınmaya karşı ömrünü uzatmak mümkün olabilir. Bu da sanayi elmasının otomotiv sanayinde daha da yaygın bir şekilde kullanılmasının yolunu da açabilir."]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hüküm Gecesi]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=493</link>
			<pubDate>Thu, 11 Jun 2009 15:17:20 +0300</pubDate>
			<dc:creator>turk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=493</guid>
			<description><![CDATA[KİTABIN ADI : HÜKÜM GECESİ<br />
KİTABIN YAZARI : YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU<br />
YAYIN EVİ VE ADRESİ : İLETİŞİM YAYINLARI<br />
BASIM YILI : 1987<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN KONUSU</span><br />
<br />
II. Meşrutiyet döneminde yaşanan olaylar, ülkenin bu olaylar karşısındaki tutumu ve iç karışıklıklar anlatılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ANA FİKRİ</span><br />
<br />
Batının etkisinde kalıp kendi gelenek, görenek ve adetlerimizi unutmamalıyız. Milletin bağımsızlığını, milletin azim ve kararı kurtaracaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ÖZETİ</span><br />
<br />
AHMET KERİM muhalif bir gazeteci ve yazılarıyla İttihat ve Terakki’ye karşı cephe almıştır. Aynı gayeyi takip eden Ahmet Samim’in de yakın dostudur. Olay 1908-1911 yılları arasında geçmektedir. Bu dönemde İttihat ve Terakki ile muhalefet arasında siyasi bir çekişme yaşanmaktadır. Aslında bu toplumun sorunlarına çözüm getirmekten uzak bir post kavgasıdır. Ordu güçsüzdür ve politikaya gömülmüştür. Ülkenin hiçbir sorununa somut çözümler getirilememekte, dış borçlar artmakta, kurtuluş Batı’nın desteğinde aranmaktadır. İktidar için çarpışan kişiler yalnızca çıkar peşindedirler. Aydınlar, devlet adamları, ipleri Batı emperyalizminin elinde olan kuklalardır bir bakıma.<br />
Bireysel çıkarların öne alındığı siyasi çatışmaların toplumun sorunlarına çözüm getirmeyişi; imparatorluğun parçalanmasında dış güçlerin etkisi, neyi savunduğunu, neye karşı olduğunu bilmeyen, tarihin kendisine yüklediği kurtarıcılık görevi altında ezilen bir kuşağın dramının boyutları; politik hırsların egemen olduğu bir ortamda insana özgü duyguların, özlemlerin, tutkuların yozlaşması, kardeşliğin düşmanlığa, sevginin sevgisizliğe, özverinin bencilliğe dönüşmesi de dönemin nitelikleri olarak sıralanabilir.<br />
İttihat ve Terakki’nin çirkin siyasi oyunlar oynayışı, düşünce yoksulluğu, baskıyı, kaba gücü olağan sayan yönetim anlayışıyla kıyasıya eleştirilirken, muhalefetin iki yüzlülüğü, çıkarcılığı da eleştiriye maruz kalıyor. İttihatçılar ve İtilafçılar bir madalyonun değişik görünümdeki iki yüzü gibidir. Aynı maddeden yapılmışlardır, nitelikçe hiçbir ayrımları yoktur. Olaylar da gerçekte olduğu gibi aktarılmıştır.<br />
Akşuyarı bu tur kelimeler yasaktırüstü evine dönerken köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içerden gelen şarkı ile karışık piyano sesini dinlemek Ahmet Kerim’de alışkanlık haline gelir. Bu güzel sesin sahibi Samiye’yi görmek için can atar içeri girmek için her duraklayışında konağın önünde lakin kendine hakim olmasını bilir ve yoluna devam eder. Belki de kiminle karşılaşacağını bilmeden böyle yapar. Fakat bir gün matbaaya doğru yol alırken Samiye ile yolları defalarca kesişir, defalarca göz göze gelirler. Nihayet ikisi de konuşma cesaretini toplarlar. Tabii ki bu konuşma öncesinde mektuplaşmalar olur. Samiye İttihat ve Terakki Fırkası’ndan olan ağabeyi Selim Necati’nin isteğine uyarak Ahmet Kerimi gece yarısı odasına alır. Ahmet Kerimi Samiye’nin yatak odasında yakalayıp bir ırz düşmanı gibi öldürme girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Samiye kendini bağışlatmak için çırpınır, bu duygunun, bu isteğin tutsağı olur, bu yolda her çılgınlığı göz önüne alır. Ahmet Kerim ise alabildiğine katı bir duygusuzlukla karşılar onun bütün girişimlerini. Aşkı nefrete döner artık. Bu inanç, genç kızdaki değişimi görmesini engeller. Sıradan bir olay biçiminde verilen, ayrıntısız, kısacık bir ölüm haberi geç de olsa Ahmet Kerimi, bu ölümden kendisini sorumlu tutacağı yeni bir ruh halinin içine iter. Nefret, yerini suçluluk duygusuna bırakır. Artık bundan sonrası Ahmet Kerim için bir nefis muhasebesi dönemidir.<br />
Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’yı öldürmekten sanık kimselerle birlikte tutuklanmak ölümle karşı karşıya getirmiştir genç adamı. Bekir ağa bölüğünde, suçsuz ve haksız, idam korkusuyla ‘Hüküm Gece’ sini beklerken bile kişiliğine kabahat bulmaz, bütün sebep ve sonuçlarıyla hayat hesabının yükünü zamanına ve neslinin tarihine yükler.<br />
Sırf hürriyete yapılan baskıya karşı koymak ve kişiliğini satılığa çıkarmamak için muhalefete geçen Ahmet Kerim, birdenbire kendini aralarında hiçbir öz ve niyet birliği bulunmayan hasip, Halil Paşazade Ömer Beyler ile Necip Mollaların, Neşet Paşaların, Saim Efendilerin içinde bulur. Ondan sonrası artık kaybedilmiş bir davadır. Sinop sürgünü Ahmet Kerimi içkinin kucağına atmış, alkolden yoksun kaldığı günlerde kafası yağı tükenmiş bir kandile dönen, eli titreyen bir adamdır. Zavallı anacığına mektup bile yazamaz hale gelir. Ahmet Kerim için asıl acı şey ise henüz Sinop’a gitmeden kendini tanımış olmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</span><br />
<br />
Kitapta İttihat ve Terakki Partisi olayların hep arkasında olmuş milletin bütünlüğünü ve bağımsızlığını sağlamak için elinden geleni yapmıştır. Yabancılara karşı ve ülkeyi bölmeye, içten yıkmaya çalışanların karşısında olmuştur. Ayrıca bu olayları hep eleştiren Ahmet adında bir gazeteci de görmekteyiz. Bu gazeteci dönemi eleştirmiş, ülkenin daha iyi olması için yazılar yazmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER</span><br />
<br />
Yazar, toplumsal sorunlara belli bir siyasal açıdan eğilmiş, bu sorunlara yaklaşımını elden geldiğince sanatsal bir düzeyde tutmaya çalışmıştır. Eski Türkçe kelimeler kullanıldığından anlaşılması zor bir kitap. Ruhsal çözümlemeleri, karakter yaratıcılığını ve ele aldığı dönemin toplumsal gerçeklerini çok iyi yansıtmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ<br />
</span><br />
Yakup Kadri 27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. Babasının vefatı üzerine altı yaşındayken ailesi ile birlikte Manisa’ya geldi. Tekrar Mısır’a döndükten bir müddet sonra İstanbul’a yerleşirler. Yakup Kadri Mekteb-I Hukuk’a girdi. Ama bitirmeden, 3üncü sınıftan ayrıldı. 1912’de tüberküloza yakalandığını öğrenir. Ancak 1916’da İsviçre’ye gidebilir. 1974’de Ankara’da vefat eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ESERLERİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hikaye:</span> Bir Serancam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri<br />
<span style="font-weight: bold;">Roman:</span> Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama, Hep O Şarkı<br />
<span style="font-weight: bold;">Mensur Şiirleri:</span> Erenleri Bağından, Okun Ucundan<br />
<span style="font-weight: bold;">Anı:</span> Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl<br />
<span style="font-weight: bold;">Monografi:</span> Ahmet Haşim, Atatürk]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KİTABIN ADI : HÜKÜM GECESİ<br />
KİTABIN YAZARI : YAKUP KADRİ KARAOSMANOĞLU<br />
YAYIN EVİ VE ADRESİ : İLETİŞİM YAYINLARI<br />
BASIM YILI : 1987<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN KONUSU</span><br />
<br />
II. Meşrutiyet döneminde yaşanan olaylar, ülkenin bu olaylar karşısındaki tutumu ve iç karışıklıklar anlatılmaktadır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ANA FİKRİ</span><br />
<br />
Batının etkisinde kalıp kendi gelenek, görenek ve adetlerimizi unutmamalıyız. Milletin bağımsızlığını, milletin azim ve kararı kurtaracaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ÖZETİ</span><br />
<br />
AHMET KERİM muhalif bir gazeteci ve yazılarıyla İttihat ve Terakki’ye karşı cephe almıştır. Aynı gayeyi takip eden Ahmet Samim’in de yakın dostudur. Olay 1908-1911 yılları arasında geçmektedir. Bu dönemde İttihat ve Terakki ile muhalefet arasında siyasi bir çekişme yaşanmaktadır. Aslında bu toplumun sorunlarına çözüm getirmekten uzak bir post kavgasıdır. Ordu güçsüzdür ve politikaya gömülmüştür. Ülkenin hiçbir sorununa somut çözümler getirilememekte, dış borçlar artmakta, kurtuluş Batı’nın desteğinde aranmaktadır. İktidar için çarpışan kişiler yalnızca çıkar peşindedirler. Aydınlar, devlet adamları, ipleri Batı emperyalizminin elinde olan kuklalardır bir bakıma.<br />
Bireysel çıkarların öne alındığı siyasi çatışmaların toplumun sorunlarına çözüm getirmeyişi; imparatorluğun parçalanmasında dış güçlerin etkisi, neyi savunduğunu, neye karşı olduğunu bilmeyen, tarihin kendisine yüklediği kurtarıcılık görevi altında ezilen bir kuşağın dramının boyutları; politik hırsların egemen olduğu bir ortamda insana özgü duyguların, özlemlerin, tutkuların yozlaşması, kardeşliğin düşmanlığa, sevginin sevgisizliğe, özverinin bencilliğe dönüşmesi de dönemin nitelikleri olarak sıralanabilir.<br />
İttihat ve Terakki’nin çirkin siyasi oyunlar oynayışı, düşünce yoksulluğu, baskıyı, kaba gücü olağan sayan yönetim anlayışıyla kıyasıya eleştirilirken, muhalefetin iki yüzlülüğü, çıkarcılığı da eleştiriye maruz kalıyor. İttihatçılar ve İtilafçılar bir madalyonun değişik görünümdeki iki yüzü gibidir. Aynı maddeden yapılmışlardır, nitelikçe hiçbir ayrımları yoktur. Olaylar da gerçekte olduğu gibi aktarılmıştır.<br />
Akşuyarı bu tur kelimeler yasaktırüstü evine dönerken köşe başındaki konağın önünden her geçişinde birkaç saniye duraklayıp içerden gelen şarkı ile karışık piyano sesini dinlemek Ahmet Kerim’de alışkanlık haline gelir. Bu güzel sesin sahibi Samiye’yi görmek için can atar içeri girmek için her duraklayışında konağın önünde lakin kendine hakim olmasını bilir ve yoluna devam eder. Belki de kiminle karşılaşacağını bilmeden böyle yapar. Fakat bir gün matbaaya doğru yol alırken Samiye ile yolları defalarca kesişir, defalarca göz göze gelirler. Nihayet ikisi de konuşma cesaretini toplarlar. Tabii ki bu konuşma öncesinde mektuplaşmalar olur. Samiye İttihat ve Terakki Fırkası’ndan olan ağabeyi Selim Necati’nin isteğine uyarak Ahmet Kerimi gece yarısı odasına alır. Ahmet Kerimi Samiye’nin yatak odasında yakalayıp bir ırz düşmanı gibi öldürme girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Samiye kendini bağışlatmak için çırpınır, bu duygunun, bu isteğin tutsağı olur, bu yolda her çılgınlığı göz önüne alır. Ahmet Kerim ise alabildiğine katı bir duygusuzlukla karşılar onun bütün girişimlerini. Aşkı nefrete döner artık. Bu inanç, genç kızdaki değişimi görmesini engeller. Sıradan bir olay biçiminde verilen, ayrıntısız, kısacık bir ölüm haberi geç de olsa Ahmet Kerimi, bu ölümden kendisini sorumlu tutacağı yeni bir ruh halinin içine iter. Nefret, yerini suçluluk duygusuna bırakır. Artık bundan sonrası Ahmet Kerim için bir nefis muhasebesi dönemidir.<br />
Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’yı öldürmekten sanık kimselerle birlikte tutuklanmak ölümle karşı karşıya getirmiştir genç adamı. Bekir ağa bölüğünde, suçsuz ve haksız, idam korkusuyla ‘Hüküm Gece’ sini beklerken bile kişiliğine kabahat bulmaz, bütün sebep ve sonuçlarıyla hayat hesabının yükünü zamanına ve neslinin tarihine yükler.<br />
Sırf hürriyete yapılan baskıya karşı koymak ve kişiliğini satılığa çıkarmamak için muhalefete geçen Ahmet Kerim, birdenbire kendini aralarında hiçbir öz ve niyet birliği bulunmayan hasip, Halil Paşazade Ömer Beyler ile Necip Mollaların, Neşet Paşaların, Saim Efendilerin içinde bulur. Ondan sonrası artık kaybedilmiş bir davadır. Sinop sürgünü Ahmet Kerimi içkinin kucağına atmış, alkolden yoksun kaldığı günlerde kafası yağı tükenmiş bir kandile dönen, eli titreyen bir adamdır. Zavallı anacığına mektup bile yazamaz hale gelir. Ahmet Kerim için asıl acı şey ise henüz Sinop’a gitmeden kendini tanımış olmasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ</span><br />
<br />
Kitapta İttihat ve Terakki Partisi olayların hep arkasında olmuş milletin bütünlüğünü ve bağımsızlığını sağlamak için elinden geleni yapmıştır. Yabancılara karşı ve ülkeyi bölmeye, içten yıkmaya çalışanların karşısında olmuştur. Ayrıca bu olayları hep eleştiren Ahmet adında bir gazeteci de görmekteyiz. Bu gazeteci dönemi eleştirmiş, ülkenin daha iyi olması için yazılar yazmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER</span><br />
<br />
Yazar, toplumsal sorunlara belli bir siyasal açıdan eğilmiş, bu sorunlara yaklaşımını elden geldiğince sanatsal bir düzeyde tutmaya çalışmıştır. Eski Türkçe kelimeler kullanıldığından anlaşılması zor bir kitap. Ruhsal çözümlemeleri, karakter yaratıcılığını ve ele aldığı dönemin toplumsal gerçeklerini çok iyi yansıtmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ<br />
</span><br />
Yakup Kadri 27 Mart 1889’da Kahire’de doğdu. Babasının vefatı üzerine altı yaşındayken ailesi ile birlikte Manisa’ya geldi. Tekrar Mısır’a döndükten bir müddet sonra İstanbul’a yerleşirler. Yakup Kadri Mekteb-I Hukuk’a girdi. Ama bitirmeden, 3üncü sınıftan ayrıldı. 1912’de tüberküloza yakalandığını öğrenir. Ancak 1916’da İsviçre’ye gidebilir. 1974’de Ankara’da vefat eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ESERLERİ</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Hikaye:</span> Bir Serancam, Rahmet, Milli Savaş Hikayeleri<br />
<span style="font-weight: bold;">Roman:</span> Kiralık Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Bir Sürgün, Panorama, Hep O Şarkı<br />
<span style="font-weight: bold;">Mensur Şiirleri:</span> Erenleri Bağından, Okun Ucundan<br />
<span style="font-weight: bold;">Anı:</span> Zoraki Diplomat, Anamın Kitabı, Vatan Yolunda, Politikada 45 Yıl<br />
<span style="font-weight: bold;">Monografi:</span> Ahmet Haşim, Atatürk]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[site yöneticisi bakınız buraya...]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=492</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 13:27:46 +0300</pubDate>
			<dc:creator>turkoj3n</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=492</guid>
			<description><![CDATA[s.a sayın site yöneticisi siteniz ciddi açıklar tespit edildi açığınızı kaptmassanız hacklenebilir...irtibat<br />
<br />
3steria@w.cn]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[s.a sayın site yöneticisi siteniz ciddi açıklar tespit edildi açığınızı kaptmassanız hacklenebilir...irtibat<br />
<br />
3steria@w.cn]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[site yöneticisi bakınız buraya...]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=491</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2009 13:27:28 +0300</pubDate>
			<dc:creator>turkoj3n</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=491</guid>
			<description><![CDATA[s.a sayın site yöneticisi siteniz ciddi açıklar tespit edildi açığınızı kaptmassanız hacklenebilir...irtibat<br />
<br />
3steria@w.cn]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[s.a sayın site yöneticisi siteniz ciddi açıklar tespit edildi açığınızı kaptmassanız hacklenebilir...irtibat<br />
<br />
3steria@w.cn]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilimin Geldiği Son Nokta]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=480</link>
			<pubDate>Sun, 31 May 2009 17:15:55 +0300</pubDate>
			<dc:creator>darkness</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=480</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/yuzuk.gif" border="0" alt="[Resim: yuzuk.gif&#93;" /><br />
<br />
Yeni çıkacak bu yüzükler sayesinde, doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini unutmayacaksınız. Son 24 saat içinde her saat, parmağınızı 10 saniye boyunca 120 dereceye kadar ısıtıyor. <br />
 <br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/duj.jpg" border="0" alt="[Resim: duj.jpg&#93;" /><br />
<br />
Suyun basıncı ile çalışan, pil veya elektirik gerektirmeyen ışıklı duş başlıkları...Suyun basıncı ile çalışan bu ışıklı duş başlıkları, suyun sıcaklığına göre renklerini değiştiriyorlar.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/kapi.jpg" border="0" alt="[Resim: kapi.jpg&#93;" /><br />
<br />
Geçebileceğiniz şekilde açılabilen otomatik kapılar..Yatay çubukların uçlarında bulunan sensörler sayesinde çubuklar geçeceğiniz kadar açılıp, ısı yalıtımında yüksek başarı sağlıyorlar.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/musluk.jpg" border="0" alt="[Resim: musluk.jpg&#93;" /><br />
<br />
Dünyada ve Türkiye'de bir ilk.. Fotoselli Taharet Musluğu! <br />
Elinizi her uzatışta 10 saniye süreyle su verir ve otomatik kapanır.Maksimum hijyeni,su tasarrufu ve sağlamlık.4 adet AAA kalem pille 1 yıldan fazla çalışır.<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/sabun.jpg" border="0" alt="[Resim: sabun.jpg&#93;" /><br />
<br />
Hijyen günümüzün sorunu. Bir kullanımlık ve hijyenik şartları yerine getiren ürünler revaçta..Ve işte tek kullanımlık sabun.. 18 metre boyunca mükemmel temizlik. 3-4 cm koparın ve kullanmaya başlayın. Bitkisel bazlı rulo, kullan at sabun.<br />
 <br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/kesme_tahtasi.jpg" border="0" alt="[Resim: kesme_tahtasi.jpg&#93;" /><br />
<br />
Ev kadınlarının büyük yardımcısı olmaya aday bir icat.. Yemeklerin lezzeti artacak.. Kesme tahtası üzerinde doğradığınız malzemenin ağırlığını görebiliyorsunuz.<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/elbise.jpg" border="0" alt="[Resim: elbise.jpg&#93;" /><br />
 <br />
Bu elbise tam 444 adet elektronik devreler ihtiva eden plaketten yapılmış. Gün boyu güneş ışığı ile şarj olan elbise, geceleyin ise değişik renk ve şekillerde ışımaya başlıyor. Üstelik bu ışık oyunları bir bilgisayarla <br />
değiştiriliyor.<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/burun_fani.jpg" border="0" alt="[Resim: burun_fani.jpg&#93;" /><br />
<br />
 Güzel bayan nefes aldıkça, pervane dönüp elektrik üretiyor ve şiddetine göre led parlıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/yuzuk.gif" border="0" alt="[Resim: yuzuk.gif]" /><br />
<br />
Yeni çıkacak bu yüzükler sayesinde, doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini unutmayacaksınız. Son 24 saat içinde her saat, parmağınızı 10 saniye boyunca 120 dereceye kadar ısıtıyor. <br />
 <br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/duj.jpg" border="0" alt="[Resim: duj.jpg]" /><br />
<br />
Suyun basıncı ile çalışan, pil veya elektirik gerektirmeyen ışıklı duş başlıkları...Suyun basıncı ile çalışan bu ışıklı duş başlıkları, suyun sıcaklığına göre renklerini değiştiriyorlar.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/kapi.jpg" border="0" alt="[Resim: kapi.jpg]" /><br />
<br />
Geçebileceğiniz şekilde açılabilen otomatik kapılar..Yatay çubukların uçlarında bulunan sensörler sayesinde çubuklar geçeceğiniz kadar açılıp, ısı yalıtımında yüksek başarı sağlıyorlar.<br />
<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/musluk.jpg" border="0" alt="[Resim: musluk.jpg]" /><br />
<br />
Dünyada ve Türkiye'de bir ilk.. Fotoselli Taharet Musluğu! <br />
Elinizi her uzatışta 10 saniye süreyle su verir ve otomatik kapanır.Maksimum hijyeni,su tasarrufu ve sağlamlık.4 adet AAA kalem pille 1 yıldan fazla çalışır.<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/sabun.jpg" border="0" alt="[Resim: sabun.jpg]" /><br />
<br />
Hijyen günümüzün sorunu. Bir kullanımlık ve hijyenik şartları yerine getiren ürünler revaçta..Ve işte tek kullanımlık sabun.. 18 metre boyunca mükemmel temizlik. 3-4 cm koparın ve kullanmaya başlayın. Bitkisel bazlı rulo, kullan at sabun.<br />
 <br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/kesme_tahtasi.jpg" border="0" alt="[Resim: kesme_tahtasi.jpg]" /><br />
<br />
Ev kadınlarının büyük yardımcısı olmaya aday bir icat.. Yemeklerin lezzeti artacak.. Kesme tahtası üzerinde doğradığınız malzemenin ağırlığını görebiliyorsunuz.<br />
 <br />
 <br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/elbise.jpg" border="0" alt="[Resim: elbise.jpg]" /><br />
 <br />
Bu elbise tam 444 adet elektronik devreler ihtiva eden plaketten yapılmış. Gün boyu güneş ışığı ile şarj olan elbise, geceleyin ise değişik renk ve şekillerde ışımaya başlıyor. Üstelik bu ışık oyunları bir bilgisayarla <br />
değiştiriliyor.<br />
<br />
<img src="http://www.teknoportal.gen.tr/teknoloji/burun_fani.jpg" border="0" alt="[Resim: burun_fani.jpg]" /><br />
<br />
 Güzel bayan nefes aldıkça, pervane dönüp elektrik üretiyor ve şiddetine göre led parlıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ölmeyen tek canlı]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=472</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2009 18:45:49 +0300</pubDate>
			<dc:creator>peys</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=472</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CTek%20canl%C4%B1%5C20070417-turritopsis.jpg" border="0" alt="[Resim: LiveImages%5CFoto%20Haber%5CTek%20canl%C...topsis.jpg&#93;" /><br />
<br />
İnsanoğlunun yıllardır kafa yorduğu "ölümsüzlük' sadece bu canlıya nasip oldu...<br />
<br />
İnsanoğlunun yıllardır kafa yorduğu 'ölümsüzlük' bir denizanasına nasip oldu. Okyanuslarda yaşayan minik bir canlı, asırlardır insanoğlunun sırrını çözmeye çalıştığı ölümsüzlüğü keşfetti.<br />
<br />
'Turritopsis nutricula' isimli 4-5 milimetre çapındaki denizanası seks yaparak gençleşiyor. Dünyanın ölmeyen tek canlısı cinsel olgunluğa geldiğinde yani daha fazla üreyemediğinde genetik bir değişim geçiriyor ve tekrar ergenlik yaşlarına, yani denizanasına dönüşmeden önceki evreleri olan 'polip'e geri dönüyor. Bir süre sonra da yeniden denizanası olarak tekrar doğuyor. Bu dönüşüm sonsuza kadar sürebiliyor ve böylece minik canlı ölümsüzleşiyor.<br />
 <br />
Şu sıralar Florida sahillerini saran canlının, okyanuslara gemilerin limanlara girmeden önce attıkları safra sularıyla yayıldığı düşünülüyor. Bilim adamları ömrünü uzatmayı başaran bu canlıyı daha yakından inceleme altına aldı. Uzmanlar 'Turritopsis nutricula'nın hücre yapısında görülen yenilemeyi nasıl başardığını çözebilirse insanoğlu da ölümsüzlüğün kapısını aralayabilir.<br />
<br />
Resimlere <a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=19831&amp;p=1&amp;rid=2" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CFoto%20Haber%5CTek%20canl%C4%B1%5C20070417-turritopsis.jpg" border="0" alt="[Resim: LiveImages%5CFoto%20Haber%5CTek%20canl%C...topsis.jpg]" /><br />
<br />
İnsanoğlunun yıllardır kafa yorduğu "ölümsüzlük' sadece bu canlıya nasip oldu...<br />
<br />
İnsanoğlunun yıllardır kafa yorduğu 'ölümsüzlük' bir denizanasına nasip oldu. Okyanuslarda yaşayan minik bir canlı, asırlardır insanoğlunun sırrını çözmeye çalıştığı ölümsüzlüğü keşfetti.<br />
<br />
'Turritopsis nutricula' isimli 4-5 milimetre çapındaki denizanası seks yaparak gençleşiyor. Dünyanın ölmeyen tek canlısı cinsel olgunluğa geldiğinde yani daha fazla üreyemediğinde genetik bir değişim geçiriyor ve tekrar ergenlik yaşlarına, yani denizanasına dönüşmeden önceki evreleri olan 'polip'e geri dönüyor. Bir süre sonra da yeniden denizanası olarak tekrar doğuyor. Bu dönüşüm sonsuza kadar sürebiliyor ve böylece minik canlı ölümsüzleşiyor.<br />
 <br />
Şu sıralar Florida sahillerini saran canlının, okyanuslara gemilerin limanlara girmeden önce attıkları safra sularıyla yayıldığı düşünülüyor. Bilim adamları ömrünü uzatmayı başaran bu canlıyı daha yakından inceleme altına aldı. Uzmanlar 'Turritopsis nutricula'nın hücre yapısında görülen yenilemeyi nasıl başardığını çözebilirse insanoğlu da ölümsüzlüğün kapısını aralayabilir.<br />
<br />
Resimlere <a href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=19831&amp;p=1&amp;rid=2" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ateşten Gömlek]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=471</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2009 21:01:18 +0300</pubDate>
			<dc:creator>turk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=471</guid>
			<description><![CDATA[KİTABIN ADI : ATEŞTEN GÖMLEK<br />
KİTABIN YAZARI : Halide Edip ADIVAR<br />
YAYINEVİ : Atlas Kitabevi<br />
BASIM : 1995<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN KONUSU:</span><br />
<br />
Ateşten Gömlek İzmir’in işgali üzerine şehri kurtarmaya amaçlayan milli mücadele hareketlerinin hedeflerine nasıl ulaştığını anlatıyor.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
KİTABIN ÖZETİ:</span><br />
<br />
Romanın hemen hemen tamamı Peyami’ninn hatıra defterinden ibarettir. Peyami, Ankara’da Cebeci hastanesinde yaatarken 4 kasım ile 17 Aralık 1921 tarihlleeri arasında kırk üç gün zarfında hatırladıklarını bir deftere yazmıştır. Bunun dışında yine Peyami’nin ağzından İhsan ile Cemal’i hatırlayan on bir sayfalık bir bölüm ile, Peyami öldükten sonra onun kimliğini açıklayan tek sayfalık bir ‘sonuç’ bölümü vardır.<br />
<br />
Peyami Dışişleri mesleğini seçen bir gençtir. Kurtuluş Savaşında hem başından yaralanmış hem de bacaklarını kaybetmiştir. Cebeci Hastanesi’nde yattığı sırada bir yandan hatıralarını yazmaktadır. Kendisine savaş sırasında da emir erliğini yapan Salim ona refakkat etmekte, bakımını üstlenmektedir. Doktorlar bir ameliyatla kafatasını açarak, savaş sırasında içinde kaldığı sanılan bir kurşunu arayacaktır.<br />
<br />
Romanın akışı içinde Peyami’de önemli bir değişme olur. Hikayenin başladığı ana kadar silik, cansız bir hariciye memurudur. Kendisini ‘züppe bir genç’ olarak tanımlamaktadır. İzmirli zengin bir ailenin kızı olan annesiyle birlikte Şişli’de oturmaktadırlar.<br />
<br />
Hatıra Defteri’ne göre bu tarihten on iki yıl kadar önce Peyami’nin akrabası olan Ayşe, amca çocuğu olan Peyami’nin annesi tarafından İzmir’den onunla evlendirmek üzere İstanbul’a davet edilmiş ama Peyami bu evliliği istememiş, bavulunu toplayıp Almanya’ya kaçmıştır. Bunun üzerine onuruna çok düşkün olan Ayşe, bir daha hiçbir zaman Peyami ile evlenmemeyi aklına koymuştur. Nitekim İstanbul’da tanıştığı Peyami’nin babasının akrabalarından eski bir hariciyeci olan Mukbil bey ile evlenir. Ayşe’nin kardeşi Cemal de subaylık mesleğini seçmiş bir akrabadır. Harbiye Nezareti’ndeki Binbaşı İhsan ile müterakenin ilk zamanlarından itibaren çok iyi anlaşmaktadırlar. O sırada kahramanların hepsi İstanbul’da bulunmaktadır.<br />
<br />
Peyami’nin annesi Şişli’deki evin kabul salonuyla o günlerin kibar, tanınmış, sözü geçen bir kadınıdır. Peyami’lerin sosyal yaşuyarı bu tur kelimeler yasaktırı Büyükada ile Şişli arasında gidip gelmektedir. Kadınlar arasındaki propagandayı o idare etmektedir. Şişli ve Büyükada arasındaki dedikoduların ve kukla oyunlarının hepsi onların salonlarından geçmektedir. Bu salonların sürekli konukları İngiliz taraftarlarıdır. Savaşlardan bıkmışlardır. Onlara göre kurtuluş İngiliz hakimiyetini kabul etmektir. Peyami de bu hayatın ve bu düşüncelerin bir parçasıdır. İstanbul’da çeşit çeşit inanç, türlü türlü çalışma yürütülmektedir. Özellikle manda taraftarları, ülkeyi bir başka devletin boyunduruğu altına koymak isteyenler çok çalışmaktadırlar. Bunlardan Salime Hanım tam bir ittihatçı düşmanıdır ve İngiliz mandasının kuvvetli savunucusudur. Bu günlerde neredeyse dünyanın her yanındaki cephelerde savaşmış olan kuzen Cemal Bey istanbul’dadır ve Erkanı Harbe (Harp Akademesi) devam etmekte, akraba olduğu için bazen Şişli’deki evde kalmaktadır. Peyami ve Cemal iyi arkadaş olurlar. Cemal cumhuriyetçi fikirleri savunmaktadır. Hergün Hariciyeden Peyami’yi almakta, birlikte zabitlerin oturduğu kahveye gitmektedirler. Orada subayların ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili tartışmalarından Peyami giderek zevk almaktadır. Bir gün birlikte iken bir başka subay olan İhsan ile karşılaşırlar. Aslında İhsan ve cemaal birbirini çok sevmemektedirler. Ama ikisi de Peyami ile iyi arkadaş olduğundan hep birlikte olmaya, birlikte gezmeye başlarlar. Peyamilerin salonundaki tartışmalara İhsan Bey de katılmaktadır.<br />
<br />
Bir gün İzmir’e Yunanlıların çıktığı haberi gelir. (15.5.1919) Ayşe’nin kocasını, küçük oğlunu, birçok suçsuz insanla birlikte süngülemişler, delik deşik etmişlerdir. Beş yaşındaki oğlu tek bir kurşunla can veermiş, Ayşe de kolundan yaralanmıştır. Ayşe bir İtalyan ailenin yanına sığınarak, İzmir’i terkeder ve İstanbul’a Peyamiler’in evine gelir. Ayşe’yi iskelede karşılamaya Peyami ve Cemal birlikte giderler. İhsan’la kaarşılaşırlar. İhsan’ın yardımıyla Ayşe’yi sağ salim Şişli’deki eve getirirler. Ayşe siyah giysiler içinde, yaralı kolu beyaz sargılıı olarak, duru beyaz tenli, yeşil gözlü iri kızıl dudaklı, burnu biraz uzunca ama çok etkili bir kadındır. Gören erkeğin ondaki heyecandan, sıcaklıktan etkilenmemesi mümkün değildir. İhsan daha ilk karşılaşmalarında hemen etkisi altına girmiştir.<br />
<br />
Ulusal coşku içinde çalkalanan İstanbul’da bir yandan protesto mitingleri yapılmaktadır. Fatih mitingi yapılmıştır. Günün birinde Sultanahmet Meydanı’nda büyük bir miting yapılır. Mitinge kadın, erkek, çoluk çocuk büyük kalabalıklar katılmıştır. Asıl gelenler İstanbul’un arka, yoksul mahallerinde yaşayan insanlardır. Camilerin minarelerinin arasına siyah bayraklar asılmıştır. Halk Sultanahmed meydanına sanki ülke kurtuluncaya kadar dövüşmek için and içmeye gelmiştir. Ayşe, İhsan ve Peyami de bu mitinge katılır. Meydaandaa Almaan İmparaaoru çeşmesinin basamaklarına çıkarak izlemeye çalışırlar ancaak yüzbin insanın doldurduğu alanda bir şey duymaları mimkün değildir. Ancak havadaki ccoşku herkesi etkilemiştir. Ayşe ağlamaktadır. Peyami bile içinin coşkuyla dolduğunu hisseder.<br />
<br />
Peyami’nin duygu ve düşünceleri giderek değişmektedir. Ayşe’yi yakından tanıdıkça ve özellikle Sultanahmed mitinginden sonra bilincinde uyanmalar olur. Bir yanda Şişli hanımları, köprünün öteki yanında Darülfünün (üniversite) öğrencileri, genç öğretmenler, şairler, miting meydanlarını dolduran tek bacaklı aakerler. Peyami o gün asıl Türkiye’yi ilk kez gördüğünü anlar. Züppe Peyami Ayşe’nin aşkıyla çok değişmiş, İzmir’in kurtuluşu yolunda can vermeye hazır hale gelmiş bir vatanperver olmuştur.<br />
<br />
Bir İngiliz gazetecisi ve salime hanım’ın bulunduğu ve Yunan işgalinin konuşulaacağı bir salon toplantısında Ayşe ‘Çanakkaledeki kayıpları nedeniyle İngilizlerden özür dilenmesinin gerektiği’ fikrine çok keskin bir dille hem de düzgün bir Fransızca ile itiraz edince herkesi şaşırtır ve etkiler. Sakin, konuşmayan, cahil bir taşralı olarak sanılan Ayşşe’nin bilgisi ve coşkusu birileirni tedirgin eetmiştir. Bu arada Peyami’nin annesi de evdeki düzeninin bozulmasını istemez vve Ayşe’yi evinde tehlikeli olarak görmeye başlar. Ayşe’nin İstanbul’daki varlığı ve İzmir’den yaralı olarak gelmiş olduğu düşman kuvvetlerinin taraftarları arasında giderek yayılır. Ayşe annesi ile Peyami’ninn konuşmalarını duyar, kısa sürede evden ayrılır vee Gedikpaaşa’da iki odalı bir ev kiralayarak taşınır. İzmir’den gelirken yanında getirdiği paraları İstanbul’dan Anadolu’ya kaçan subayların yol harcamaları için kullanan genç kadın kendi geçimini dantel örerek vee çocuklara ders vererek sağlamaktadır. Protesto mitingleri, gösteriler sürmektedir. Yaşlı insanlar, kdın ve gençler sokakları, meydanları doldurmaktadır. İstanbul’da birbirinden farklı çevrelerde bir mücadele arzusu uyanmıştır. Tam bu günlerde İstanbul İngilizler tarafından işgal edilir. Kentin üstünden geçen küçük uçaklar bomba yağdırmaktadır. Kentin her yanında kan gövdeyi götürmekte, kesik kol ve bacaklar sokaklarda bırakılmakta, ölüler sağlar birbirine karışmaktadır. Bu uçak saldırılarının birinde Peyami korkudan fenalık geçirir ve yanında olan İhsan ve Cemal’in yardımıyla eve döner. İşgalciler kendilerine muhalif olanların ileri gelenlerini sürgüne göndermeye başlarlar. Ayşe’nin de evi aranır. Ayşe hiç kimse ile konuşmamakta, sadece komşusu sebzecilik yapan Zeynep Hanımla arkadaşlık yapmakta, onun aracılığıyla arkadaşlarıyla haberleşmektedir.<br />
<br />
Ayşe İstanbullu gençlerin gözünde İzmir’in vee kurtuluşun sembolüdür. İhsan ile Cemal Anadolu’ya geçerler. Şidetli bir tifo geçiren Peyami ile bir türrlü haberleşemeyen Ayşe sonunda onun iyleşmesiyle birlikt bir kağnıya atlayarak Kuva-yı Milliye’ye katılmak üzere Anadoluya geçerler. Kılık değiştirmiş, köylü giysileri edinmişlerdir. Eşyalarını kömür çuvalları altına saklamışlardır. Yollarda arama yapıldığı için Bursa üzerinden gidemezler vee çetin dağ yollarından geçerek sonunda Kandıra’nın köylerinde İhsan’a kavuşurlar. Peyami ile İhsan hastabakıcılık yapan Ayşe’yi içten içe sevmeye başlamışlardır. Bu aşk her ikisi içinde bir ateşten gömlek olmuştur. İhsan ve arkadaşları önce Bolu, Düzce ve Adapazarı tarafındaki ayaklanmaları bastırmaya çalışan ve halkı İstanbul Hükümetine karşı için örgütlemeye çalışan Kuva-yi Milliye güçlerine yardım ederler. Önce Adapazarı ve Geyve civarında halife ordusu ile çarpışırlar. Ulusal harekete karşı gelmek isteyen köyleri yola getirirler. Çeteler de birbiri ile kavga etmetedir. Kimi Padişah taraftarıdır, kimi Kuva-yı Milliye’yi benimsemiştir. Bu arada Mehmet Çavuş aralarına katılır. Peyami de artık bir işe yaramak ve Ayşe’nin gözünde değer kazanabilmek için savaşa fiilen katılmak ister ve Mehmet Çavuş’tan silah kullanmayı öğrenir. Doğançay’dan sonra Eskişehir’e giderler. Bu bölgede yaptıkları mücadele sırasında tanıdıkları anası, babası, Yunanlılar tarafından öldürülen yeşil gözlü, genç köylü kızı Kezban ise karşılık görmeyen bir sevda ile İhsan’ı sevmekte ve onu da beraberlerinde götürmeleri için yalvarmaktadır. Ama İhsan’ın bu genç kızı götürebileceği uygun bir ortam yoktur. Kezban ise Ayşe’yi kıskanmakta ve şehirli kadın gibi yaralılara bakabileceğini söylemektedir. İhsan sert bir şekilde Kezban’a köyünde kalmasının daha iyi olacağını söyler. Adapazarı’ndaki ihtilalcilerin dize getirilmesinde çok önemli yararlılıklar gösteren Ahmed Rıfkı’nın ölümüyle çok sarsılan, onu gömmeden ayrılmamakta direnen ve günlerce çevresiyle ilgilenmeyen Ayşe ikisi arasındaki bu tartışmayla ilgilenir. İhsan’la arasında sözden çok bakışların ve duyguların konuştuğu bir düello geçer. Kezban İhsan’ı, Mehmet Çavuş’ta Kezban’ı sevmektedir. Elinde bir miktar birikmiş parası vardır ve Kezban’la evlenmek istemektedir. Mehmeet Çavuş Peyami’yi yaralama pahasına Kezban’ı kaçırır. Bir süüre ikisinden de haber alamazlar.<br />
<br />
Bu arada İhsan ve Peyami Konya’daki isyanı bastırmakla görevlendirilir. Mehmet çavuş artık karşı cephededir. Köylüleri yaalan yanlış bilgilerle kandırmış, İhsan Bey’e ve subaylaarına eeğlence amaçlı bir toplaantıyı bahane ederek pusu kurmuştur. İhsan ve arkadaşları pusuda yaakalanır, arkaadaaşları ölür, İhsan tutuklanır. Ama Kezban’ın kaçıp kilometrelerce yolu yürüyerek haber vermesi sayesinde arkadaşları İhsan’ı kurtarırlar ve Mehmet Çavuş’u asarlar. Kezban’ın eşyaları ise bir ırmağın kıyısında bulunur. Kerzban kayıplara karışmıştır.<br />
<br />
Peyami’yi dil bilgisinden yararlanmak üzere mütercim olarak Milli Müdafa’ya verirler. Peyami Ankara’ya gelir, Ayşe ise hemşire olmuş, Eskişehir’e gitmiştir. İhsan sessiz ve çelikten bir insan gibi, yorulmak bilmeden didinir, çalışır. Alay kumandaanı olmuştur. Hepsi Ayşee’nin, İzmir kızının peşinde İzmir yolunda ölmeye söz vermişlerdir. Bu sıtmayla sanki arkalarına ateşten bir gömlek giymişlerdir. Peyami büyük bir uğraştan sonra kendini İhsan’ın komutası altındaki birliğe verdirir. İhsan bir akşuyarı bu tur kelimeler yasaktır Peyami’ye Ayşe’yi nasıl yana yana sevdiğini anlatır. İkinci İnönü Savaşı’nda başını kurşunlara uzatarak ölümü beklemiştir. Metristepe’de göğsünden bir kurşun yiyerek bayıldığı zama herşeyin bittiğine hükmetmiştir. Çok kan kaybeden İhsan’ı hastanede yer olmadığından otelde küçük bir odaya yatırırlar. Ayşe sabahları gelir, yarasını gözden geçirir, çarşaflarını değiştirir, derecesini alır. İhsan öğleye kadar hep bunu yaşamak için vakit geçirir. Bir akşuyarı bu tur kelimeler yasaktır Ayşe’yle İzmir’e inecekleri günü konuşurlar. İzmir’e girenin ilk kendisi olmak şartıyla Ayşe’den kendisi ile evlenmesini ister. Ayşe bu sözü vermeden mantosunu alarak kaçmaya çalışır. İhsan, yarasını açarak intihara kalkışır. Ayşe de ister istemez geri dönmek zorunda kalır.<br />
<br />
Rastlantılar İhsan’a fena bir oyun oynar. Hava değişimi için Ankara’ya gönderilir. Orada İhsan’ın isteğine aykırı olarak, bir amca kızını onunla evlendirmeye kalkarlar. İhsan bunu kabul etmez ama dönüşte trenn binerken amcasının kızına, onu öperek veda eder. İşte kötü rastlantı burada kendini gösterir. Ayşe bu sahneyi görmüştür. İzmir’in kızı, o günden sonra İzmir’den başka hiç bir şeyi düşünmez olur. İhsan’da yırtıcı bir savaş başlamıştır. Dışından düşmanla içinden kendi kendisiyle savaşmaktadır. İhsan, Sakarya Savaşı sıraasında bir saldırı sırasında, tırmandığı tepenin en yüksek noktasında bir makineli ateşiyle vvrulur, Peyami’nin kolları arasında hayatını kaybeder. Hemşire Ayşe de bu saldırı sırasında vurulanlar arasındadır. Peyami br seyde içinde bir asker kaputu altında onu bulur. Hemşire gömleği kana bulanmıştır. Sol kaşının üzerinden iri bir yara almıştır. Ayşe’nnin şehit oluşu hazindir. Sıhhiye bölüğünde çalışırken komutanın şehit oluşu haberi gelince dayanamamış, fırlamış, ileri, en ileri hatta kadar koşmuştur. Peşinden koşanlar onu yakalayamamıştır. Tam o sırada bir top mermisi parçasının isbetiyle vurulmuştur.<br />
<br />
Peyami Ayşe’yi de İhsan’ı da Gökçepınar’da yan yana gömdürür. Niyeti İzmir’e en önde girip, bunu Gökçepınar’da yatan Ayşe’ye anlatmaktır. Çünkü Peyami’ye göre Ayşe hiç kimseyi sevmemiştir. Onun seveceği insan İzmir’e ilk girecek olandır. Tekrar ceepheye dönen Peyami’de bir top mermisi ile vurulur ve iki bacağını da kaybeder. Cemaal de şehit düşer.<br />
<br />
Peyami’nin hatıra defteri burada biter. Romaanın sonuna ekleenenn bir nottan aanladığımıza göre kafaasındaann kurşun çıkarılırken ameliyat sırasında Peyami ölmüştür. Cebeci Hastanesi’nin iki doktoru bu konuda konuşurlar. Yedek asteğmen Peyami Efendi’nin kağıtları incelenmiştir. Ne İhsan adında bir alay komutanı bulunmuştur. Ne de Aye adında bir hemşire. Peyami’nin akrabası da bulunmamaştır. Bu nedenle iki doktor, hatıra defterindeki olayların kafasına kurşun girmesinden ileri gelen hayaller olduğuna karar verirler. <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
KİTABIN ANA FİKRİ:</span><br />
<br />
Vatanın bağımsızlığı için kadın-erkek demeden tüm halkın mücadele etmesidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Peyami:</span> İzmir’in işgali sırasında cephede çevirici olarak görev yapar. dışişleri memurudur. Ayşe’yi çok sever. Aynı zamanda çok duygusal bir kişiliğe sahiptir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ayşe:</span> Savaş zamanında cephede hasta bakıcılık yapar. İzmir’in işgalinde milli mücadele ruhu içinde halkı bilinçlendirmeye çalışır. Çok hırslı, çekici ve hoş bir bayandır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İhsan:</span> Bir subaydır. Sakarya savaşında şehit düşmüştür. Ayşe’yi çok sever ve onunla evlenmek ister. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:</span><br />
<br />
Kitap dil bakımından yalındır. Yabancı kelimelere fazla yer verilmemiştir, akıcı bir dille yazılmıştır. Bu romanda hem tarih hem de aşk konuları ustalıkla ele alınmıştır. Esrarengizliklerle dolu her an diğer sayfasında ne olacakmış düşüncesiyle okunacak bir kitap. Sonunda da yine okuyucuya yorum imkanı bırakarak bu özelliğini göstermiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:</span><br />
<br />
İstanbul'da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884'tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde okuttu. Orada Rıza Tevfik'den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu'nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki'den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901'de bitirdi. 1908'de gazetelere yazmaya başladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması'nda bir süre için Mısır'a kaçmak zorunda kaldı.1909'dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920'de Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ESERLERİ:</span><br />
Roman: Heyula, 1909; Raik'in Annesi, 1909; Seviye Talip, 1910; Handan, 1912; Yeni Turan, 1912; Son Eseri, 1913; Mev'ud Hüküm, 1918; Ateşten Gömlek, 1923; Vurun Kahpeye, 1923; Kalb Ağrısı, 1924; Zeyno'nun Oğlu, 1928; Sinekli Bakkal, 1936; Yolpalas Cinayeti, 1937; Tatarcık, 1939; Sonsuz Panayır, 1946; Döner Ayna, 1954; Akile Hanım Sokağı, 1958; Kerim Ustanın Oğlu, 1958; Sevda Sokağı Komedyası, 1959; Çaresaz, 1961; Hayat Parçaları, 1963;<br />
Öykü: Harap Mabetler, 1911; Dağa Çıkan Kurt, 1922; Kubbede Kalan Hoş Seda, (ö.s) 1974; Oyun: Kenan Çobanları, 1916; Maske ve Ruh, 1945;<br />
Anı: Türkün Ateşle İmtihanı, 1962; Mor Salkımlı Ev, 1963; Diğer Yapıtlar: Talim ve Terbiye, 1911; Turkey Faces West, 1930; Conflict of East and West in Turkey, 1935; Inside India, 1937; Türkiye'de Şark-Garp ve Amerikan Tesisleri, 1955; İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt, 1940-1949; Doktor Abdülhak Adnan Adıvar, 1956.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KİTABIN ADI : ATEŞTEN GÖMLEK<br />
KİTABIN YAZARI : Halide Edip ADIVAR<br />
YAYINEVİ : Atlas Kitabevi<br />
BASIM : 1995<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN KONUSU:</span><br />
<br />
Ateşten Gömlek İzmir’in işgali üzerine şehri kurtarmaya amaçlayan milli mücadele hareketlerinin hedeflerine nasıl ulaştığını anlatıyor.<br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
KİTABIN ÖZETİ:</span><br />
<br />
Romanın hemen hemen tamamı Peyami’ninn hatıra defterinden ibarettir. Peyami, Ankara’da Cebeci hastanesinde yaatarken 4 kasım ile 17 Aralık 1921 tarihlleeri arasında kırk üç gün zarfında hatırladıklarını bir deftere yazmıştır. Bunun dışında yine Peyami’nin ağzından İhsan ile Cemal’i hatırlayan on bir sayfalık bir bölüm ile, Peyami öldükten sonra onun kimliğini açıklayan tek sayfalık bir ‘sonuç’ bölümü vardır.<br />
<br />
Peyami Dışişleri mesleğini seçen bir gençtir. Kurtuluş Savaşında hem başından yaralanmış hem de bacaklarını kaybetmiştir. Cebeci Hastanesi’nde yattığı sırada bir yandan hatıralarını yazmaktadır. Kendisine savaş sırasında da emir erliğini yapan Salim ona refakkat etmekte, bakımını üstlenmektedir. Doktorlar bir ameliyatla kafatasını açarak, savaş sırasında içinde kaldığı sanılan bir kurşunu arayacaktır.<br />
<br />
Romanın akışı içinde Peyami’de önemli bir değişme olur. Hikayenin başladığı ana kadar silik, cansız bir hariciye memurudur. Kendisini ‘züppe bir genç’ olarak tanımlamaktadır. İzmirli zengin bir ailenin kızı olan annesiyle birlikte Şişli’de oturmaktadırlar.<br />
<br />
Hatıra Defteri’ne göre bu tarihten on iki yıl kadar önce Peyami’nin akrabası olan Ayşe, amca çocuğu olan Peyami’nin annesi tarafından İzmir’den onunla evlendirmek üzere İstanbul’a davet edilmiş ama Peyami bu evliliği istememiş, bavulunu toplayıp Almanya’ya kaçmıştır. Bunun üzerine onuruna çok düşkün olan Ayşe, bir daha hiçbir zaman Peyami ile evlenmemeyi aklına koymuştur. Nitekim İstanbul’da tanıştığı Peyami’nin babasının akrabalarından eski bir hariciyeci olan Mukbil bey ile evlenir. Ayşe’nin kardeşi Cemal de subaylık mesleğini seçmiş bir akrabadır. Harbiye Nezareti’ndeki Binbaşı İhsan ile müterakenin ilk zamanlarından itibaren çok iyi anlaşmaktadırlar. O sırada kahramanların hepsi İstanbul’da bulunmaktadır.<br />
<br />
Peyami’nin annesi Şişli’deki evin kabul salonuyla o günlerin kibar, tanınmış, sözü geçen bir kadınıdır. Peyami’lerin sosyal yaşuyarı bu tur kelimeler yasaktırı Büyükada ile Şişli arasında gidip gelmektedir. Kadınlar arasındaki propagandayı o idare etmektedir. Şişli ve Büyükada arasındaki dedikoduların ve kukla oyunlarının hepsi onların salonlarından geçmektedir. Bu salonların sürekli konukları İngiliz taraftarlarıdır. Savaşlardan bıkmışlardır. Onlara göre kurtuluş İngiliz hakimiyetini kabul etmektir. Peyami de bu hayatın ve bu düşüncelerin bir parçasıdır. İstanbul’da çeşit çeşit inanç, türlü türlü çalışma yürütülmektedir. Özellikle manda taraftarları, ülkeyi bir başka devletin boyunduruğu altına koymak isteyenler çok çalışmaktadırlar. Bunlardan Salime Hanım tam bir ittihatçı düşmanıdır ve İngiliz mandasının kuvvetli savunucusudur. Bu günlerde neredeyse dünyanın her yanındaki cephelerde savaşmış olan kuzen Cemal Bey istanbul’dadır ve Erkanı Harbe (Harp Akademesi) devam etmekte, akraba olduğu için bazen Şişli’deki evde kalmaktadır. Peyami ve Cemal iyi arkadaş olurlar. Cemal cumhuriyetçi fikirleri savunmaktadır. Hergün Hariciyeden Peyami’yi almakta, birlikte zabitlerin oturduğu kahveye gitmektedirler. Orada subayların ülkenin içinde bulunduğu durumla ilgili tartışmalarından Peyami giderek zevk almaktadır. Bir gün birlikte iken bir başka subay olan İhsan ile karşılaşırlar. Aslında İhsan ve cemaal birbirini çok sevmemektedirler. Ama ikisi de Peyami ile iyi arkadaş olduğundan hep birlikte olmaya, birlikte gezmeye başlarlar. Peyamilerin salonundaki tartışmalara İhsan Bey de katılmaktadır.<br />
<br />
Bir gün İzmir’e Yunanlıların çıktığı haberi gelir. (15.5.1919) Ayşe’nin kocasını, küçük oğlunu, birçok suçsuz insanla birlikte süngülemişler, delik deşik etmişlerdir. Beş yaşındaki oğlu tek bir kurşunla can veermiş, Ayşe de kolundan yaralanmıştır. Ayşe bir İtalyan ailenin yanına sığınarak, İzmir’i terkeder ve İstanbul’a Peyamiler’in evine gelir. Ayşe’yi iskelede karşılamaya Peyami ve Cemal birlikte giderler. İhsan’la kaarşılaşırlar. İhsan’ın yardımıyla Ayşe’yi sağ salim Şişli’deki eve getirirler. Ayşe siyah giysiler içinde, yaralı kolu beyaz sargılıı olarak, duru beyaz tenli, yeşil gözlü iri kızıl dudaklı, burnu biraz uzunca ama çok etkili bir kadındır. Gören erkeğin ondaki heyecandan, sıcaklıktan etkilenmemesi mümkün değildir. İhsan daha ilk karşılaşmalarında hemen etkisi altına girmiştir.<br />
<br />
Ulusal coşku içinde çalkalanan İstanbul’da bir yandan protesto mitingleri yapılmaktadır. Fatih mitingi yapılmıştır. Günün birinde Sultanahmet Meydanı’nda büyük bir miting yapılır. Mitinge kadın, erkek, çoluk çocuk büyük kalabalıklar katılmıştır. Asıl gelenler İstanbul’un arka, yoksul mahallerinde yaşayan insanlardır. Camilerin minarelerinin arasına siyah bayraklar asılmıştır. Halk Sultanahmed meydanına sanki ülke kurtuluncaya kadar dövüşmek için and içmeye gelmiştir. Ayşe, İhsan ve Peyami de bu mitinge katılır. Meydaandaa Almaan İmparaaoru çeşmesinin basamaklarına çıkarak izlemeye çalışırlar ancaak yüzbin insanın doldurduğu alanda bir şey duymaları mimkün değildir. Ancak havadaki ccoşku herkesi etkilemiştir. Ayşe ağlamaktadır. Peyami bile içinin coşkuyla dolduğunu hisseder.<br />
<br />
Peyami’nin duygu ve düşünceleri giderek değişmektedir. Ayşe’yi yakından tanıdıkça ve özellikle Sultanahmed mitinginden sonra bilincinde uyanmalar olur. Bir yanda Şişli hanımları, köprünün öteki yanında Darülfünün (üniversite) öğrencileri, genç öğretmenler, şairler, miting meydanlarını dolduran tek bacaklı aakerler. Peyami o gün asıl Türkiye’yi ilk kez gördüğünü anlar. Züppe Peyami Ayşe’nin aşkıyla çok değişmiş, İzmir’in kurtuluşu yolunda can vermeye hazır hale gelmiş bir vatanperver olmuştur.<br />
<br />
Bir İngiliz gazetecisi ve salime hanım’ın bulunduğu ve Yunan işgalinin konuşulaacağı bir salon toplantısında Ayşe ‘Çanakkaledeki kayıpları nedeniyle İngilizlerden özür dilenmesinin gerektiği’ fikrine çok keskin bir dille hem de düzgün bir Fransızca ile itiraz edince herkesi şaşırtır ve etkiler. Sakin, konuşmayan, cahil bir taşralı olarak sanılan Ayşşe’nin bilgisi ve coşkusu birileirni tedirgin eetmiştir. Bu arada Peyami’nin annesi de evdeki düzeninin bozulmasını istemez vve Ayşe’yi evinde tehlikeli olarak görmeye başlar. Ayşe’nin İstanbul’daki varlığı ve İzmir’den yaralı olarak gelmiş olduğu düşman kuvvetlerinin taraftarları arasında giderek yayılır. Ayşe annesi ile Peyami’ninn konuşmalarını duyar, kısa sürede evden ayrılır vee Gedikpaaşa’da iki odalı bir ev kiralayarak taşınır. İzmir’den gelirken yanında getirdiği paraları İstanbul’dan Anadolu’ya kaçan subayların yol harcamaları için kullanan genç kadın kendi geçimini dantel örerek vee çocuklara ders vererek sağlamaktadır. Protesto mitingleri, gösteriler sürmektedir. Yaşlı insanlar, kdın ve gençler sokakları, meydanları doldurmaktadır. İstanbul’da birbirinden farklı çevrelerde bir mücadele arzusu uyanmıştır. Tam bu günlerde İstanbul İngilizler tarafından işgal edilir. Kentin üstünden geçen küçük uçaklar bomba yağdırmaktadır. Kentin her yanında kan gövdeyi götürmekte, kesik kol ve bacaklar sokaklarda bırakılmakta, ölüler sağlar birbirine karışmaktadır. Bu uçak saldırılarının birinde Peyami korkudan fenalık geçirir ve yanında olan İhsan ve Cemal’in yardımıyla eve döner. İşgalciler kendilerine muhalif olanların ileri gelenlerini sürgüne göndermeye başlarlar. Ayşe’nin de evi aranır. Ayşe hiç kimse ile konuşmamakta, sadece komşusu sebzecilik yapan Zeynep Hanımla arkadaşlık yapmakta, onun aracılığıyla arkadaşlarıyla haberleşmektedir.<br />
<br />
Ayşe İstanbullu gençlerin gözünde İzmir’in vee kurtuluşun sembolüdür. İhsan ile Cemal Anadolu’ya geçerler. Şidetli bir tifo geçiren Peyami ile bir türrlü haberleşemeyen Ayşe sonunda onun iyleşmesiyle birlikt bir kağnıya atlayarak Kuva-yı Milliye’ye katılmak üzere Anadoluya geçerler. Kılık değiştirmiş, köylü giysileri edinmişlerdir. Eşyalarını kömür çuvalları altına saklamışlardır. Yollarda arama yapıldığı için Bursa üzerinden gidemezler vee çetin dağ yollarından geçerek sonunda Kandıra’nın köylerinde İhsan’a kavuşurlar. Peyami ile İhsan hastabakıcılık yapan Ayşe’yi içten içe sevmeye başlamışlardır. Bu aşk her ikisi içinde bir ateşten gömlek olmuştur. İhsan ve arkadaşları önce Bolu, Düzce ve Adapazarı tarafındaki ayaklanmaları bastırmaya çalışan ve halkı İstanbul Hükümetine karşı için örgütlemeye çalışan Kuva-yi Milliye güçlerine yardım ederler. Önce Adapazarı ve Geyve civarında halife ordusu ile çarpışırlar. Ulusal harekete karşı gelmek isteyen köyleri yola getirirler. Çeteler de birbiri ile kavga etmetedir. Kimi Padişah taraftarıdır, kimi Kuva-yı Milliye’yi benimsemiştir. Bu arada Mehmet Çavuş aralarına katılır. Peyami de artık bir işe yaramak ve Ayşe’nin gözünde değer kazanabilmek için savaşa fiilen katılmak ister ve Mehmet Çavuş’tan silah kullanmayı öğrenir. Doğançay’dan sonra Eskişehir’e giderler. Bu bölgede yaptıkları mücadele sırasında tanıdıkları anası, babası, Yunanlılar tarafından öldürülen yeşil gözlü, genç köylü kızı Kezban ise karşılık görmeyen bir sevda ile İhsan’ı sevmekte ve onu da beraberlerinde götürmeleri için yalvarmaktadır. Ama İhsan’ın bu genç kızı götürebileceği uygun bir ortam yoktur. Kezban ise Ayşe’yi kıskanmakta ve şehirli kadın gibi yaralılara bakabileceğini söylemektedir. İhsan sert bir şekilde Kezban’a köyünde kalmasının daha iyi olacağını söyler. Adapazarı’ndaki ihtilalcilerin dize getirilmesinde çok önemli yararlılıklar gösteren Ahmed Rıfkı’nın ölümüyle çok sarsılan, onu gömmeden ayrılmamakta direnen ve günlerce çevresiyle ilgilenmeyen Ayşe ikisi arasındaki bu tartışmayla ilgilenir. İhsan’la arasında sözden çok bakışların ve duyguların konuştuğu bir düello geçer. Kezban İhsan’ı, Mehmet Çavuş’ta Kezban’ı sevmektedir. Elinde bir miktar birikmiş parası vardır ve Kezban’la evlenmek istemektedir. Mehmeet Çavuş Peyami’yi yaralama pahasına Kezban’ı kaçırır. Bir süüre ikisinden de haber alamazlar.<br />
<br />
Bu arada İhsan ve Peyami Konya’daki isyanı bastırmakla görevlendirilir. Mehmet çavuş artık karşı cephededir. Köylüleri yaalan yanlış bilgilerle kandırmış, İhsan Bey’e ve subaylaarına eeğlence amaçlı bir toplaantıyı bahane ederek pusu kurmuştur. İhsan ve arkadaşları pusuda yaakalanır, arkaadaaşları ölür, İhsan tutuklanır. Ama Kezban’ın kaçıp kilometrelerce yolu yürüyerek haber vermesi sayesinde arkadaşları İhsan’ı kurtarırlar ve Mehmet Çavuş’u asarlar. Kezban’ın eşyaları ise bir ırmağın kıyısında bulunur. Kerzban kayıplara karışmıştır.<br />
<br />
Peyami’yi dil bilgisinden yararlanmak üzere mütercim olarak Milli Müdafa’ya verirler. Peyami Ankara’ya gelir, Ayşe ise hemşire olmuş, Eskişehir’e gitmiştir. İhsan sessiz ve çelikten bir insan gibi, yorulmak bilmeden didinir, çalışır. Alay kumandaanı olmuştur. Hepsi Ayşee’nin, İzmir kızının peşinde İzmir yolunda ölmeye söz vermişlerdir. Bu sıtmayla sanki arkalarına ateşten bir gömlek giymişlerdir. Peyami büyük bir uğraştan sonra kendini İhsan’ın komutası altındaki birliğe verdirir. İhsan bir akşuyarı bu tur kelimeler yasaktır Peyami’ye Ayşe’yi nasıl yana yana sevdiğini anlatır. İkinci İnönü Savaşı’nda başını kurşunlara uzatarak ölümü beklemiştir. Metristepe’de göğsünden bir kurşun yiyerek bayıldığı zama herşeyin bittiğine hükmetmiştir. Çok kan kaybeden İhsan’ı hastanede yer olmadığından otelde küçük bir odaya yatırırlar. Ayşe sabahları gelir, yarasını gözden geçirir, çarşaflarını değiştirir, derecesini alır. İhsan öğleye kadar hep bunu yaşamak için vakit geçirir. Bir akşuyarı bu tur kelimeler yasaktır Ayşe’yle İzmir’e inecekleri günü konuşurlar. İzmir’e girenin ilk kendisi olmak şartıyla Ayşe’den kendisi ile evlenmesini ister. Ayşe bu sözü vermeden mantosunu alarak kaçmaya çalışır. İhsan, yarasını açarak intihara kalkışır. Ayşe de ister istemez geri dönmek zorunda kalır.<br />
<br />
Rastlantılar İhsan’a fena bir oyun oynar. Hava değişimi için Ankara’ya gönderilir. Orada İhsan’ın isteğine aykırı olarak, bir amca kızını onunla evlendirmeye kalkarlar. İhsan bunu kabul etmez ama dönüşte trenn binerken amcasının kızına, onu öperek veda eder. İşte kötü rastlantı burada kendini gösterir. Ayşe bu sahneyi görmüştür. İzmir’in kızı, o günden sonra İzmir’den başka hiç bir şeyi düşünmez olur. İhsan’da yırtıcı bir savaş başlamıştır. Dışından düşmanla içinden kendi kendisiyle savaşmaktadır. İhsan, Sakarya Savaşı sıraasında bir saldırı sırasında, tırmandığı tepenin en yüksek noktasında bir makineli ateşiyle vvrulur, Peyami’nin kolları arasında hayatını kaybeder. Hemşire Ayşe de bu saldırı sırasında vurulanlar arasındadır. Peyami br seyde içinde bir asker kaputu altında onu bulur. Hemşire gömleği kana bulanmıştır. Sol kaşının üzerinden iri bir yara almıştır. Ayşe’nnin şehit oluşu hazindir. Sıhhiye bölüğünde çalışırken komutanın şehit oluşu haberi gelince dayanamamış, fırlamış, ileri, en ileri hatta kadar koşmuştur. Peşinden koşanlar onu yakalayamamıştır. Tam o sırada bir top mermisi parçasının isbetiyle vurulmuştur.<br />
<br />
Peyami Ayşe’yi de İhsan’ı da Gökçepınar’da yan yana gömdürür. Niyeti İzmir’e en önde girip, bunu Gökçepınar’da yatan Ayşe’ye anlatmaktır. Çünkü Peyami’ye göre Ayşe hiç kimseyi sevmemiştir. Onun seveceği insan İzmir’e ilk girecek olandır. Tekrar ceepheye dönen Peyami’de bir top mermisi ile vurulur ve iki bacağını da kaybeder. Cemaal de şehit düşer.<br />
<br />
Peyami’nin hatıra defteri burada biter. Romaanın sonuna ekleenenn bir nottan aanladığımıza göre kafaasındaann kurşun çıkarılırken ameliyat sırasında Peyami ölmüştür. Cebeci Hastanesi’nin iki doktoru bu konuda konuşurlar. Yedek asteğmen Peyami Efendi’nin kağıtları incelenmiştir. Ne İhsan adında bir alay komutanı bulunmuştur. Ne de Aye adında bir hemşire. Peyami’nin akrabası da bulunmamaştır. Bu nedenle iki doktor, hatıra defterindeki olayların kafasına kurşun girmesinden ileri gelen hayaller olduğuna karar verirler. <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
KİTABIN ANA FİKRİ:</span><br />
<br />
Vatanın bağımsızlığı için kadın-erkek demeden tüm halkın mücadele etmesidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Peyami:</span> İzmir’in işgali sırasında cephede çevirici olarak görev yapar. dışişleri memurudur. Ayşe’yi çok sever. Aynı zamanda çok duygusal bir kişiliğe sahiptir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ayşe:</span> Savaş zamanında cephede hasta bakıcılık yapar. İzmir’in işgalinde milli mücadele ruhu içinde halkı bilinçlendirmeye çalışır. Çok hırslı, çekici ve hoş bir bayandır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İhsan:</span> Bir subaydır. Sakarya savaşında şehit düşmüştür. Ayşe’yi çok sever ve onunla evlenmek ister. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:</span><br />
<br />
Kitap dil bakımından yalındır. Yabancı kelimelere fazla yer verilmemiştir, akıcı bir dille yazılmıştır. Bu romanda hem tarih hem de aşk konuları ustalıkla ele alınmıştır. Esrarengizliklerle dolu her an diğer sayfasında ne olacakmış düşüncesiyle okunacak bir kitap. Sonunda da yine okuyucuya yorum imkanı bırakarak bu özelliğini göstermiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:</span><br />
<br />
İstanbul'da doğdu. Kimi kaynaklara göre doğum yılı 1884'tür. İngiliz terbiyesiyle yetişmesini isteyen babası onu Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nde okuttu. Orada Rıza Tevfik'den (Bölükbaşı) Fransız edebiyatı dersleri aldı ve Doğu'nun mistik edebiyatını dinledi. Sonradan evlendiği Salih Zeki'den de matematik dersleri alıyordu. Koleji 1901'de bitirdi. 1908'de gazetelere yazmaya başladığı kadın haklarıyla ilgili yazılardan ötürü gericilerin düşmanlığını kazandı. 31 Mart Ayaklanması'nda bir süre için Mısır'a kaçmak zorunda kaldı.1909'dan sonra eğitim alanında görev alarak öğretmenlik, müfettişlik yaptı. Balkan Savaşı yıllarında hastanelerde çalıştı. Gerek bu çalışmaları, gerekse müfettişliği sırasında İstanbul semtlerini dolaşması, ona çeşitli kesimlerden insanları tanıma fırsatını verdi. 1919'da Sultanahmet Meydanı'nda, İzmir'in işgalini protesto mitinginde yaptığı etkili konuşma ünlüdür. 1920'de Anadolu'ya kaçarak Kurtuluş Savaşı'na katıldı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">ESERLERİ:</span><br />
Roman: Heyula, 1909; Raik'in Annesi, 1909; Seviye Talip, 1910; Handan, 1912; Yeni Turan, 1912; Son Eseri, 1913; Mev'ud Hüküm, 1918; Ateşten Gömlek, 1923; Vurun Kahpeye, 1923; Kalb Ağrısı, 1924; Zeyno'nun Oğlu, 1928; Sinekli Bakkal, 1936; Yolpalas Cinayeti, 1937; Tatarcık, 1939; Sonsuz Panayır, 1946; Döner Ayna, 1954; Akile Hanım Sokağı, 1958; Kerim Ustanın Oğlu, 1958; Sevda Sokağı Komedyası, 1959; Çaresaz, 1961; Hayat Parçaları, 1963;<br />
Öykü: Harap Mabetler, 1911; Dağa Çıkan Kurt, 1922; Kubbede Kalan Hoş Seda, (ö.s) 1974; Oyun: Kenan Çobanları, 1916; Maske ve Ruh, 1945;<br />
Anı: Türkün Ateşle İmtihanı, 1962; Mor Salkımlı Ev, 1963; Diğer Yapıtlar: Talim ve Terbiye, 1911; Turkey Faces West, 1930; Conflict of East and West in Turkey, 1935; Inside India, 1937; Türkiye'de Şark-Garp ve Amerikan Tesisleri, 1955; İngiliz Edebiyat Tarihi, 3 cilt, 1940-1949; Doktor Abdülhak Adnan Adıvar, 1956.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sinekli Bakkal]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=470</link>
			<pubDate>Thu, 07 May 2009 20:52:37 +0300</pubDate>
			<dc:creator>turk</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=470</guid>
			<description><![CDATA[KİTABIN ADI : SİNEKLİ BAKKAL<br />
KİTABIN YAZARI : HALİDE EDİP ADIVAR<br />
YYAYIN YAYIN EVİ VE ADRESİ: ATLAS KİTAP EVİ<br />
BASI BASIMYILI : 1984 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
KİTABIN KONUSU:</span><br />
 <br />
Sinekli Bakkalın konusu kısaca,İstanbul’un Sinekli Bakkal mahallesinin Sinekli Bakkal sokağında doğup büyüyüp evlenen Rabia adlı bir hafız kızının ve çevresindekilerin hayatıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ÖZETİ:</span><br />
<br />
 Sinekli bakkal bulunduğu semtin adını almış olan dar bir sokaktır. Bir geçitten çok bir toplantı yeri gibidir. Bu sokakta oturanlardan biri mahalle imamıdır. Onun kızı, Emine ise babasının istememesine rağmen Kız Tevfik denilen bir halk sanatçısı ile evlenir. Tevfik; orta oyunu, karagöz gibi şeylerle vakit geçirir. Ayrıca Emine ve Tevfik’le birlikte, sokaktaki İstanbul bakkaliyesini işletmektedir. Bir süre sonra Tevfik ile Emine anlaşamazlar ve ayrılırlar. Tevfik yaptığı şaklabanlıklar yüzünden sürülür. Ancak Emine hamiledir, ve inadını ve iradesini annesinden, yeteneklerini ise babasından olan bir Rabia isimli bir kızını dünyaya getirir . Emine’nin Babası Rabia’nın dedesi olan imam ise Rabia’yı biraz büyüyünce hafız yapar. Mahallenin bir de kibar konağı vardır: Selim Paşa Konağı. Bu konak başlı başına bir alemdir. Selim Paşa’nın hanımı dünyanın tadına varmış, yaşlandıkça ölüm korkularına kapılmıştır. Ve teselliyi nerede bulacağını şaşırmış bir kadındır. Selim Paşa ise padişahın dostlarından ve zaptiye nazırıdır. Oğlu Hilmi ise babasının aksine Jön Türklerle ilgisi olan bir ihtilalcidir. Büyüklük peşinde bir hayal adamı. Konağa giren - çıkan pek çoktur. Peregrini adında ki bir İtalyan piyanist Vehbi Dede adında bir Mevlevî bunların başlıcaları arasındadır.<br />
<br />
Rabia mevlit ve kuran okumaktaki şöhreti ile Selim Paşa Konağı’na kapılanır. Peregrini’yi orada tanır. Vehbi Dede’den musiki dersleri, alır. Rabia biraz büyüdüğünde Hiç görmediği babası Tevfik sürgünden dönmüştür. Rabia annesi ile babası arasında tercih yapmak zorunda kalmış ve Babası Tevfik’i seçmiştir. Bunun üzerine Emine Rabia’ya çok kızmış her namazdan sonra beddua etmeye başlamıştır. Rabia babasına bakkalda ve karagöz oyunlarında yardım etmekte mahallenin cücesi olan Rakım Amcası ile beraber hep beraber güzel vakit geçirmektedir. Lakin Tevfik’in kadın kılığına girip Selim Paşa’nın Oğlu Hilmi için Fransa’dan gelen yabancı evrakları feslilerin giremeyeceği Fransız Postanesine gidip alması esnasında yakalanması ile, Tevfik, zaptiye dairesinde Göz Patlatan Hakkı adında ki zorbanın sıkı işkenceleri ile sorguya çekilmiştir. Gene de Hilmi’nin adını vermez sürgüne yollanır. İş anlaşıldığı için Paşanın Oğlu Hilmi de Selim Paşa’nın emri ile sürgüne Şuyarı bu tur kelimeler yasaktır’a sürülecektir.<br />
<br />
Tevfik yokken Rabia Rakım Amca’nın yardımı ile dükkanı idare eder. Vehbi Dede ve Peregrini de kendisine arkadaşlık ederler. Ama babası sürgüne yollandığından sonra bir daha Selim Paşa Konağı’na ayak basmaz. Konakta pek sevdiği bir cariye vardır: Kanarya Hanım. Çerkez asıllı olan Kanarya Hanım da aslında evlenip çırak çıkmıştır.<br />
<br />
Rabia, Ramazanlarda camileri gezer mukabele okur ara sıra mevlitlere çağrılır. Şehzade Nihat Efendi’nin yalısında da Mevlit okumaya davet edilir. Rabia yalıya gittiğinde iç salonun kapıları açılarak sinekli bakkal mescidinin büyük bir toplantı yeri haline getirildiğini görür. Renkli papatya başlarına benzeyen yüzlerce başörtülü kadın dinleyicisi vardır. Bu duygulu kalabalığa yanık ve dokunaklı sesi ile mevlit okuduktan sonra salonun sonunda çok güzel bir mermer heykele benzeyen sarışın bir kadın görür . Bu Kanarya Hanım’dır. İki eski dost çığlık çığlığa birebirlilerinin boynuna atılırlar.<br />
<br />
Peregrini Rabia’nın okuduğu mevlide hayrandır. Karakterine, olgunluğuna hayrandır. Sonunda , tasarısını Vehbi Dede’ye açar. Onunda uygun bulması üzerine Rabia ile evlenmek için dinini değiştirir. Osman adını alır. Vehbi Dede de, onu kızı gibi sevmektedir. Yani Rabia da güzelliği bulan Tanrı sevgisi…<br />
<br />
İmam da Emine de öldüğünden Osman’la Rabia Evi onarırlar. Dükkanın üstüne yerleşirler. Rabia’nın gebeliği çok sıkıntılı geçer. Sonunda İstanbul’da ilk defa yapılan bir sezeryan ameliyatı ile kurtulur. Bir oğlu olur. Bu mutlu olayı izleyen yıllarda 1908 meşrutiyeti gelir. Sürgünler yerlerine dönerler. Geri dönenler arasında Tevfik de vardır. Rabia, Osman Rakım Amca , mahallenin kibar tulumbacısı, Sabit Beyağabey , bütün sinekli bakkal onu karşılamaya giderler. Vakti ile padişah haini diye sille tokat İstanbul’dan sürülenlerin hepsi, şimdi birer hürriyet kahramanı olarak dönmektedir.<br />
<br />
Tevfik’in bu siyasi görüşlerle ilişiği yoktur. Vapur rıhtımına yanaşıp da sürgünler çıkınca karşılama törenleri başlar. Sabit Beyağabey bir emir verince sinekli bakkal takımı Tevfik’in bile ürkütüp saklanacak yer aratan bir coşku ile gösterilerine başlar. Sinekli bakkal delikanlıları şişmanca bir adamı omuzlarına alırlar. Tevfik’in mahalleye dönüşü dolası ile ateşli bir hürriyet nutku çeken bu adamı Tevfik hemen tanır. Bu zaptiye dairesinde kendine işkence eden göz patlatan Muzafferdir. Vehbi Dede ile Osman Tevfik’in koluna girer ve ona bir torunu olduğunu haber verirler. <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
ŞAHISLAR VE OLAYLAR:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Rabia:</span> Romanın asıl kahramanı. İlhâmi İmam’ın kızı Emine ve Kız Tevfik diye bilinen orta oyuncusunun kızı Rabia’dır. Rabia, yazarın romanda kendisi yerinde gösterdiği ve ideal Türk kadını nasıl olmalı? sorusunun cevabı olan kişidir. Rabia’nın kişiliğinin oluşmasında babasından çok dedesinin etkili olmuştur. Kendisi imam olduğu için torunu hafız yaparak İslami bilgilerle donanmasını sağlamıştır. Paşanın konağına gitmesi ile Rabia’nın kişiliğinin değişiminde en büyük etkiyi görülüyor. Dedesinin yanında her zaman cehennemden bahsedilerek bü<img src="http://www.forumcilginturk.com/http://img262.imageshack.us/img262/888/signs116a.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Yeniyim" title="Yeniyim" />n Rabia konağın ortamını görünce geleneklerine bağlı, ancak Batı eğilimli bir karakter ortaya çıkıyor. İki ayrı ruh ikliminde yetişmiş olduğu Peregrini yani Osman’la evlenmesi ile de bunu gösteriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kız Tevfik:</span> Daima şen şakrak, orta oyununda usta, yakışıklı ve çok düzensiz bir kimlikte anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Vehbi Dede:</span> Konakta Rabia’ya ders veren bir Mevlevî derviş olarak bize aktarılan Vehbi Dede, her zaman teselli edici teskin edici mizacı ile Rabia’nın dedesinden çok farklı olarak ruh okşayıcı bir alim olarak anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Peregrini (Osman):</span> Annesinin tavsiyesiyle eskiden papaz olan Peregrini daha sonra her hangi bir dine bağımlı olmaksızın yaşuyarı bu tur kelimeler yasaktırış bir müzik hocası. Türkçe’yi çok iyi konuşan bu adam dinsiz olmasına rağmen Vehbi Dede gibi dinine bağlı insanlara saygı duymuştur. Rabia ile evlenmek için dinini değiştirerek Osman ismini almıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Selim Paşa:</span> Eski Dahiliye Nazırı, padişaha son derece bağlı bir mizaç ortaya sürmüştür. Öyle ki kendi oğlunu bile gözünü kırpmadan ve elinde kesin delil olmadan sürebilmiştir. Ama diğer taraftan Rabia’ya karşı hep şefkatli olmuş ve iyi davranmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Emine:</span> Rabia’nın annesidir. Önceleri Rabia’yı çok sevmiş ancak sürgünden dönen babasını kendisine tercih edince, elinden gelse Rabia’nın boğazına sarılmak istemiştir. Elini öpmek için gelen kızını kovmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İlhamî İmam:</span> Rabia’nın büyük babası, mahalleliye devamlı cehennemden bahseden bir imam.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Diğer tipler:</span> Bilal; Rabia ile evlenmek isteyen bir genç, Rıfat Amca; mahallenin cücesi, Pembe; Rabia’nın hizmetini yürüten beraber yaşadığı çingene, Hilmi; Selim Paşa’nın Jön Türk oğlu, Sabiha Hanım; Selim Paşanın Hanımı, Kanarya Hanım; köşkte ki bir Çerkez kızı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ANA FİKRİ:</span><br />
<br />
Halide Edip‘in gözünde ideal Türk kadının doğu kültürünün aynı zamanda Batı ile tanışmış ılımlı kişiliğini; akla dayanan Batı felsefesinin birer temsilcisiolduğunu topluma göstermek istemiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:</span><br />
 <br />
Bence Sinekli Bakkal bugün dahi türk kadınına örnek teşkil edebilecek bir şaheserdir. Bu kitap sadece Türk kadını için değil erkeği içinde bir rehberdir, bunun için herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:  </span>    <br />
Halide Edip Adıvar’ın Hayatı ve Edebi Kişiliği:<br />
Halide Edip (1884-1964) İstanbul’da doğmuştur. 1901′de Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ni bitiren yazar, Rıza Tevfik ve Salih Zeki’den özel dersler almıştır. İlk evliliğini Salih Zeki ile yapan Halide Edip, yazılarında bir süre Halide Salih imzasını kullanmıştır. Bir ara kız okullarında öğretmenlik yapmış, 1918′de İstanbul Üniversitesi’nde Batı Edebiyatı profesörü olmuştur. İstanbul’un işgali sırasında yaptığı konuşmalar yüzünden kovuşturmaya uğrayınca Anadolu’ya kaçarak Milli Mücadele’ye katılmıştır. Cumhuriyet’in ilanından sonra Adnan Adıvar’la hükümet arasında başlayan anlaşmazlık sonucu 1926′da Türkiye’den ayrılmıştır.Yurtdışında Türkiye ile ilgilikonferanslar veren yazar 1940′ta yeniden İstanbul Üniversitesi İngiliz Edebiyatı profesörlüğüne atanmış, bir dönem milletvekilliği de yaptıktan sonra üniversiteye dönmüştür.İlk dört romanından üçü duygusal yanı ağır basan güçlü sevgi romanları olan yazarın ilk dikkati çeken eseri Türkçülük hareketlerinin ve Ziya Gökalp’in etkisinde kalarak yazdığı “Yeni Turan”dır. Halide Edip, toplumumuzun batılılaşmaya olan gereksinimine inandığı için Ziya Gökalp’in düşüncelerini beğenir. Küçüklüğünden başlayarak Doğu ve Batı’yı bir arada yaşayan Halide Edip, Meşrutiyet döneminde yazdığı romanlarında bu karşılaştırmayı yapmıştır. Daha sonra romancılığına yeni bir yön veren yazar, Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’yu ve Anadolu’nun çeşitli sorunlarını yansıtmıştır. Eğitim ve sağlık bunların başında gelir]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KİTABIN ADI : SİNEKLİ BAKKAL<br />
KİTABIN YAZARI : HALİDE EDİP ADIVAR<br />
YYAYIN YAYIN EVİ VE ADRESİ: ATLAS KİTAP EVİ<br />
BASI BASIMYILI : 1984 <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
KİTABIN KONUSU:</span><br />
 <br />
Sinekli Bakkalın konusu kısaca,İstanbul’un Sinekli Bakkal mahallesinin Sinekli Bakkal sokağında doğup büyüyüp evlenen Rabia adlı bir hafız kızının ve çevresindekilerin hayatıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ÖZETİ:</span><br />
<br />
 Sinekli bakkal bulunduğu semtin adını almış olan dar bir sokaktır. Bir geçitten çok bir toplantı yeri gibidir. Bu sokakta oturanlardan biri mahalle imamıdır. Onun kızı, Emine ise babasının istememesine rağmen Kız Tevfik denilen bir halk sanatçısı ile evlenir. Tevfik; orta oyunu, karagöz gibi şeylerle vakit geçirir. Ayrıca Emine ve Tevfik’le birlikte, sokaktaki İstanbul bakkaliyesini işletmektedir. Bir süre sonra Tevfik ile Emine anlaşamazlar ve ayrılırlar. Tevfik yaptığı şaklabanlıklar yüzünden sürülür. Ancak Emine hamiledir, ve inadını ve iradesini annesinden, yeteneklerini ise babasından olan bir Rabia isimli bir kızını dünyaya getirir . Emine’nin Babası Rabia’nın dedesi olan imam ise Rabia’yı biraz büyüyünce hafız yapar. Mahallenin bir de kibar konağı vardır: Selim Paşa Konağı. Bu konak başlı başına bir alemdir. Selim Paşa’nın hanımı dünyanın tadına varmış, yaşlandıkça ölüm korkularına kapılmıştır. Ve teselliyi nerede bulacağını şaşırmış bir kadındır. Selim Paşa ise padişahın dostlarından ve zaptiye nazırıdır. Oğlu Hilmi ise babasının aksine Jön Türklerle ilgisi olan bir ihtilalcidir. Büyüklük peşinde bir hayal adamı. Konağa giren - çıkan pek çoktur. Peregrini adında ki bir İtalyan piyanist Vehbi Dede adında bir Mevlevî bunların başlıcaları arasındadır.<br />
<br />
Rabia mevlit ve kuran okumaktaki şöhreti ile Selim Paşa Konağı’na kapılanır. Peregrini’yi orada tanır. Vehbi Dede’den musiki dersleri, alır. Rabia biraz büyüdüğünde Hiç görmediği babası Tevfik sürgünden dönmüştür. Rabia annesi ile babası arasında tercih yapmak zorunda kalmış ve Babası Tevfik’i seçmiştir. Bunun üzerine Emine Rabia’ya çok kızmış her namazdan sonra beddua etmeye başlamıştır. Rabia babasına bakkalda ve karagöz oyunlarında yardım etmekte mahallenin cücesi olan Rakım Amcası ile beraber hep beraber güzel vakit geçirmektedir. Lakin Tevfik’in kadın kılığına girip Selim Paşa’nın Oğlu Hilmi için Fransa’dan gelen yabancı evrakları feslilerin giremeyeceği Fransız Postanesine gidip alması esnasında yakalanması ile, Tevfik, zaptiye dairesinde Göz Patlatan Hakkı adında ki zorbanın sıkı işkenceleri ile sorguya çekilmiştir. Gene de Hilmi’nin adını vermez sürgüne yollanır. İş anlaşıldığı için Paşanın Oğlu Hilmi de Selim Paşa’nın emri ile sürgüne Şuyarı bu tur kelimeler yasaktır’a sürülecektir.<br />
<br />
Tevfik yokken Rabia Rakım Amca’nın yardımı ile dükkanı idare eder. Vehbi Dede ve Peregrini de kendisine arkadaşlık ederler. Ama babası sürgüne yollandığından sonra bir daha Selim Paşa Konağı’na ayak basmaz. Konakta pek sevdiği bir cariye vardır: Kanarya Hanım. Çerkez asıllı olan Kanarya Hanım da aslında evlenip çırak çıkmıştır.<br />
<br />
Rabia, Ramazanlarda camileri gezer mukabele okur ara sıra mevlitlere çağrılır. Şehzade Nihat Efendi’nin yalısında da Mevlit okumaya davet edilir. Rabia yalıya gittiğinde iç salonun kapıları açılarak sinekli bakkal mescidinin büyük bir toplantı yeri haline getirildiğini görür. Renkli papatya başlarına benzeyen yüzlerce başörtülü kadın dinleyicisi vardır. Bu duygulu kalabalığa yanık ve dokunaklı sesi ile mevlit okuduktan sonra salonun sonunda çok güzel bir mermer heykele benzeyen sarışın bir kadın görür . Bu Kanarya Hanım’dır. İki eski dost çığlık çığlığa birebirlilerinin boynuna atılırlar.<br />
<br />
Peregrini Rabia’nın okuduğu mevlide hayrandır. Karakterine, olgunluğuna hayrandır. Sonunda , tasarısını Vehbi Dede’ye açar. Onunda uygun bulması üzerine Rabia ile evlenmek için dinini değiştirir. Osman adını alır. Vehbi Dede de, onu kızı gibi sevmektedir. Yani Rabia da güzelliği bulan Tanrı sevgisi…<br />
<br />
İmam da Emine de öldüğünden Osman’la Rabia Evi onarırlar. Dükkanın üstüne yerleşirler. Rabia’nın gebeliği çok sıkıntılı geçer. Sonunda İstanbul’da ilk defa yapılan bir sezeryan ameliyatı ile kurtulur. Bir oğlu olur. Bu mutlu olayı izleyen yıllarda 1908 meşrutiyeti gelir. Sürgünler yerlerine dönerler. Geri dönenler arasında Tevfik de vardır. Rabia, Osman Rakım Amca , mahallenin kibar tulumbacısı, Sabit Beyağabey , bütün sinekli bakkal onu karşılamaya giderler. Vakti ile padişah haini diye sille tokat İstanbul’dan sürülenlerin hepsi, şimdi birer hürriyet kahramanı olarak dönmektedir.<br />
<br />
Tevfik’in bu siyasi görüşlerle ilişiği yoktur. Vapur rıhtımına yanaşıp da sürgünler çıkınca karşılama törenleri başlar. Sabit Beyağabey bir emir verince sinekli bakkal takımı Tevfik’in bile ürkütüp saklanacak yer aratan bir coşku ile gösterilerine başlar. Sinekli bakkal delikanlıları şişmanca bir adamı omuzlarına alırlar. Tevfik’in mahalleye dönüşü dolası ile ateşli bir hürriyet nutku çeken bu adamı Tevfik hemen tanır. Bu zaptiye dairesinde kendine işkence eden göz patlatan Muzafferdir. Vehbi Dede ile Osman Tevfik’in koluna girer ve ona bir torunu olduğunu haber verirler. <br />
<span style="font-weight: bold;"><br />
ŞAHISLAR VE OLAYLAR:</span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Rabia:</span> Romanın asıl kahramanı. İlhâmi İmam’ın kızı Emine ve Kız Tevfik diye bilinen orta oyuncusunun kızı Rabia’dır. Rabia, yazarın romanda kendisi yerinde gösterdiği ve ideal Türk kadını nasıl olmalı? sorusunun cevabı olan kişidir. Rabia’nın kişiliğinin oluşmasında babasından çok dedesinin etkili olmuştur. Kendisi imam olduğu için torunu hafız yaparak İslami bilgilerle donanmasını sağlamıştır. Paşanın konağına gitmesi ile Rabia’nın kişiliğinin değişiminde en büyük etkiyi görülüyor. Dedesinin yanında her zaman cehennemden bahsedilerek bü<img src="http://www.forumcilginturk.com/http://img262.imageshack.us/img262/888/signs116a.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Yeniyim" title="Yeniyim" />n Rabia konağın ortamını görünce geleneklerine bağlı, ancak Batı eğilimli bir karakter ortaya çıkıyor. İki ayrı ruh ikliminde yetişmiş olduğu Peregrini yani Osman’la evlenmesi ile de bunu gösteriyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kız Tevfik:</span> Daima şen şakrak, orta oyununda usta, yakışıklı ve çok düzensiz bir kimlikte anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Vehbi Dede:</span> Konakta Rabia’ya ders veren bir Mevlevî derviş olarak bize aktarılan Vehbi Dede, her zaman teselli edici teskin edici mizacı ile Rabia’nın dedesinden çok farklı olarak ruh okşayıcı bir alim olarak anlatılıyor.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Peregrini (Osman):</span> Annesinin tavsiyesiyle eskiden papaz olan Peregrini daha sonra her hangi bir dine bağımlı olmaksızın yaşuyarı bu tur kelimeler yasaktırış bir müzik hocası. Türkçe’yi çok iyi konuşan bu adam dinsiz olmasına rağmen Vehbi Dede gibi dinine bağlı insanlara saygı duymuştur. Rabia ile evlenmek için dinini değiştirerek Osman ismini almıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Selim Paşa:</span> Eski Dahiliye Nazırı, padişaha son derece bağlı bir mizaç ortaya sürmüştür. Öyle ki kendi oğlunu bile gözünü kırpmadan ve elinde kesin delil olmadan sürebilmiştir. Ama diğer taraftan Rabia’ya karşı hep şefkatli olmuş ve iyi davranmıştır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Emine:</span> Rabia’nın annesidir. Önceleri Rabia’yı çok sevmiş ancak sürgünden dönen babasını kendisine tercih edince, elinden gelse Rabia’nın boğazına sarılmak istemiştir. Elini öpmek için gelen kızını kovmuştur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">İlhamî İmam:</span> Rabia’nın büyük babası, mahalleliye devamlı cehennemden bahseden bir imam.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Diğer tipler:</span> Bilal; Rabia ile evlenmek isteyen bir genç, Rıfat Amca; mahallenin cücesi, Pembe; Rabia’nın hizmetini yürüten beraber yaşadığı çingene, Hilmi; Selim Paşa’nın Jön Türk oğlu, Sabiha Hanım; Selim Paşanın Hanımı, Kanarya Hanım; köşkte ki bir Çerkez kızı. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN ANA FİKRİ:</span><br />
<br />
Halide Edip‘in gözünde ideal Türk kadının doğu kültürünün aynı zamanda Batı ile tanışmış ılımlı kişiliğini; akla dayanan Batı felsefesinin birer temsilcisiolduğunu topluma göstermek istemiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:</span><br />
 <br />
Bence Sinekli Bakkal bugün dahi türk kadınına örnek teşkil edebilecek bir şaheserdir. Bu kitap sadece Türk kadını için değil erkeği içinde bir rehberdir, bunun için herkesin bu kitabı okumasını şiddetle tavsiye ediyorum.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">KİTABIN YAZARI HAKKINDA BİLGİ:  </span>    <br />
Halide Edip Adıvar’ın Hayatı ve Edebi Kişiliği:<br />
Halide Edip (1884-1964) İstanbul’da doğmuştur. 1901′de Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ni bitiren yazar, Rıza Tevfik ve Salih Zeki’den özel dersler almıştır. İlk evliliğini Salih Zeki ile yapan Halide Edip, yazılarında bir süre Halide Salih imzasını kullanmıştır. Bir ara kız okullarında öğretmenlik yapmış, 1918′de İstanbul Üniversitesi’nde Batı Edebiyatı profesörü olmuştur. İstanbul’un işgali sırasında yaptığı konuşmalar yüzünden kovuşturmaya uğrayınca Anadolu’ya kaçarak Milli Mücadele’ye katılmıştır. Cumhuriyet’in ilanından sonra Adnan Adıvar’la hükümet arasında başlayan anlaşmazlık sonucu 1926′da Türkiye’den ayrılmıştır.Yurtdışında Türkiye ile ilgilikonferanslar veren yazar 1940′ta yeniden İstanbul Üniversitesi İngiliz Edebiyatı profesörlüğüne atanmış, bir dönem milletvekilliği de yaptıktan sonra üniversiteye dönmüştür.İlk dört romanından üçü duygusal yanı ağır basan güçlü sevgi romanları olan yazarın ilk dikkati çeken eseri Türkçülük hareketlerinin ve Ziya Gökalp’in etkisinde kalarak yazdığı “Yeni Turan”dır. Halide Edip, toplumumuzun batılılaşmaya olan gereksinimine inandığı için Ziya Gökalp’in düşüncelerini beğenir. Küçüklüğünden başlayarak Doğu ve Batı’yı bir arada yaşayan Halide Edip, Meşrutiyet döneminde yazdığı romanlarında bu karşılaştırmayı yapmıştır. Daha sonra romancılığına yeni bir yön veren yazar, Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’yu ve Anadolu’nun çeşitli sorunlarını yansıtmıştır. Eğitim ve sağlık bunların başında gelir]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Forumunuzun reklamı]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=465</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 01:59:25 +0300</pubDate>
			<dc:creator>flasturkmky</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=465</guid>
			<description><![CDATA[Sayın Yönetici,<br />
<br />
Haber sitemizde bulunan genellikle siyasi ağırlıklı olan 24 Forum'da, kendi forumunuzun reklamını yapabilirsiniz.<br />
Selamlar...<br />
<br />
<a href="http://www.24haber.com/" target="_blank">http://www.24haber.com/</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sayın Yönetici,<br />
<br />
Haber sitemizde bulunan genellikle siyasi ağırlıklı olan 24 Forum'da, kendi forumunuzun reklamını yapabilirsiniz.<br />
Selamlar...<br />
<br />
<a href="http://www.24haber.com/" target="_blank">http://www.24haber.com/</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Okunmuş Kalem...]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=464</link>
			<pubDate>Sun, 19 Apr 2009 01:58:42 +0300</pubDate>
			<dc:creator>flasturkmky</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=464</guid>
			<description><![CDATA[Yorumsuz...<br />
<br />
<br />
Okunmuş Kalem...<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.24haber.com/?newstype=normal&amp;newsid=19290" target="_blank">http://www.24haber.com/?newstype=normal&#x26;newsid=19290</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yorumsuz...<br />
<br />
<br />
Okunmuş Kalem...<br />
<br />
<br />
<br />
<a href="http://www.24haber.com/?newstype=normal&amp;newsid=19290" target="_blank">http://www.24haber.com/?newstype=normal&newsid=19290</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[almanca fiiller]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=447</link>
			<pubDate>Sun, 05 Apr 2009 15:04:06 +0300</pubDate>
			<dc:creator>onurgünal</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=447</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #800000;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;">Standart  Almanca Fiil Çekimleri<br />
suchen: aramak<br />
<br />
Ich suche<br />
Du suchst<br />
Er, Sie,Es sucht<br />
Wir suchen<br />
Ihr sucht<br />
Sie suchen<br />
<br />
arbeiten: çalışmak<br />
<br />
Ich arbeite (arbaytı)<br />
Du arbeitest (arbaytıst)<br />
Er,Sie,Es arbeitet (arbeıtet)<br />
Wir arbeiten (arbaytın)<br />
Ihr arbeitet<br />
Sie arbeiten<br />
<br />
spielen: oynamak<br />
<br />
Ich spiele (şipili) -e<br />
Du spielst (şipilst) -st<br />
Er ,Sie ,Es spielt (şipilt) -t<br />
Wir spielen (şipilin)<br />
Ihr spielt -t<br />
Sie spielen<br />
<br />
finden:bulmak<br />
<br />
Ich finde<br />
Du findest<br />
Er,Sie,Es findet<br />
Wir finden<br />
Ihr findet<br />
Sie finden<br />
<br />
Not: -d,-t ile biten fiil köklerinden sonra -e kaynaştırma harfi gelir.Fiiler küçük harfle,isimler ise daima büyük harfle başlar. (warten:beklemek wart-e-st , wart-e-t<br />
arbeiten:calismak arbeit-e-t, arbeit-e-st)<br />
<br />
ausgeben:harcamak, ısmarlamak<br />
Ich gebe aus.<br />
Du gibst aus.<br />
Er,Sie,Es gibt aus.<br />
Wir geben aus.<br />
Ihr gibt aus.<br />
Sie geben aus.<br />
<br />
Not: Bazı birleşik fiiller ayrılırılarak cümlenin sonuna gelir ve konuşurken vurgulanır.<br />
Ich gebe geld aus.(Para harcıyorum.)<br />
Gibst du einen Kaffee mir aus?(Bana bir kahfe ısmarlarmısın?)<br />
<br />
lesen: okumak (lezın)<br />
<br />
Ich lese (lezı)<br />
Du liest (li<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/confused.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Confused" title="Confused" />t)<br />
Er,Sie,Es, liest (li<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/confused.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Confused" title="Confused" />t)<br />
Wir lesen<br />
ıhr liest<br />
Sie lesen<br />
<br />
sprechen : Konuşmak (şiprehın)<br />
<br />
Ich spreche (şiprehı)<br />
Du sprichst (şiprihst)<br />
Er,Sie,Es spricht (şipriht)<br />
Wır sprechen<br />
Ihr spricht<br />
Sie sprechen<br />
<br />
spät: geç (şipet)<br />
<br />
zu spät: çok geç<br />
<br />
Die Unterredung: görüşme</span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <span style="color: #DAA520;"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-style: italic;">Standart  Almanca sahis zamirleri<br />
ich : ben<br />
du : sen<br />
er : o (erkek)<br />
sie : o (dişi)<br />
es : o (nötr)<br />
wir : biz<br />
ihr : siz<br />
sie : onlar<br />
Sie : siz (nazik)<br />
mich : beni mir : bana<br />
dich : seni dir : sana<br />
ihn : onu ihm : ona<br />
sie : onu ihr : ona<br />
es : onu ihm : ona<br />
uns : bizi uns : bize<br />
euch : sizi euch : size<br />
<br />
<br />
Arkadaslar yabanci dil ögrenimi öncelikle istekle olabilen bir olgudur.Ögrenmek isteyen Arkadaslara yardimci olmaya calisirim.<br />
<br />
<br />
Simdiden kolay gelsin</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #800000;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-weight: bold;">Standart  Almanca Fiil Çekimleri<br />
suchen: aramak<br />
<br />
Ich suche<br />
Du suchst<br />
Er, Sie,Es sucht<br />
Wir suchen<br />
Ihr sucht<br />
Sie suchen<br />
<br />
arbeiten: çalışmak<br />
<br />
Ich arbeite (arbaytı)<br />
Du arbeitest (arbaytıst)<br />
Er,Sie,Es arbeitet (arbeıtet)<br />
Wir arbeiten (arbaytın)<br />
Ihr arbeitet<br />
Sie arbeiten<br />
<br />
spielen: oynamak<br />
<br />
Ich spiele (şipili) -e<br />
Du spielst (şipilst) -st<br />
Er ,Sie ,Es spielt (şipilt) -t<br />
Wir spielen (şipilin)<br />
Ihr spielt -t<br />
Sie spielen<br />
<br />
finden:bulmak<br />
<br />
Ich finde<br />
Du findest<br />
Er,Sie,Es findet<br />
Wir finden<br />
Ihr findet<br />
Sie finden<br />
<br />
Not: -d,-t ile biten fiil köklerinden sonra -e kaynaştırma harfi gelir.Fiiler küçük harfle,isimler ise daima büyük harfle başlar. (warten:beklemek wart-e-st , wart-e-t<br />
arbeiten:calismak arbeit-e-t, arbeit-e-st)<br />
<br />
ausgeben:harcamak, ısmarlamak<br />
Ich gebe aus.<br />
Du gibst aus.<br />
Er,Sie,Es gibt aus.<br />
Wir geben aus.<br />
Ihr gibt aus.<br />
Sie geben aus.<br />
<br />
Not: Bazı birleşik fiiller ayrılırılarak cümlenin sonuna gelir ve konuşurken vurgulanır.<br />
Ich gebe geld aus.(Para harcıyorum.)<br />
Gibst du einen Kaffee mir aus?(Bana bir kahfe ısmarlarmısın?)<br />
<br />
lesen: okumak (lezın)<br />
<br />
Ich lese (lezı)<br />
Du liest (li<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/confused.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Confused" title="Confused" />t)<br />
Er,Sie,Es, liest (li<img src="http://www.forumcilginturk.com/images/smilies/confused.gif" style="vertical-align: middle;" border="0" alt="Confused" title="Confused" />t)<br />
Wir lesen<br />
ıhr liest<br />
Sie lesen<br />
<br />
sprechen : Konuşmak (şiprehın)<br />
<br />
Ich spreche (şiprehı)<br />
Du sprichst (şiprihst)<br />
Er,Sie,Es spricht (şipriht)<br />
Wır sprechen<br />
Ihr spricht<br />
Sie sprechen<br />
<br />
spät: geç (şipet)<br />
<br />
zu spät: çok geç<br />
<br />
Die Unterredung: görüşme</span></span></span><br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
 <span style="color: #DAA520;"><span style="font-weight: bold;"><span style="font-style: italic;">Standart  Almanca sahis zamirleri<br />
ich : ben<br />
du : sen<br />
er : o (erkek)<br />
sie : o (dişi)<br />
es : o (nötr)<br />
wir : biz<br />
ihr : siz<br />
sie : onlar<br />
Sie : siz (nazik)<br />
mich : beni mir : bana<br />
dich : seni dir : sana<br />
ihn : onu ihm : ona<br />
sie : onu ihr : ona<br />
es : onu ihm : ona<br />
uns : bizi uns : bize<br />
euch : sizi euch : size<br />
<br />
<br />
Arkadaslar yabanci dil ögrenimi öncelikle istekle olabilen bir olgudur.Ögrenmek isteyen Arkadaslara yardimci olmaya calisirim.<br />
<br />
<br />
Simdiden kolay gelsin</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hoş tabi]]></title>
			<link>http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=428</link>
			<pubDate>Sun, 29 Mar 2009 22:15:50 +0300</pubDate>
			<dc:creator>darkness</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumcilginturk.com/showthread.php?tid=428</guid>
			<description><![CDATA[<img src="http://img50.imageshack.us/img50/7011/tuhaf62mn.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf62mn.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img306.imageshack.us/img306/8748/tuhaf22hl.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf22hl.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img137.imageshack.us/img137/2198/tuhaf31wj.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf31wj.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/4272/tuhaf11zs.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf11zs.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img307.imageshack.us/img307/8721/tuhaf41mj.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf41mj.jpg&#93;" /><br />
<img src="http://img307.imageshack.us/img307/5172/tuhaf51oe.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf51oe.jpg&#93;" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<img src="http://img50.imageshack.us/img50/7011/tuhaf62mn.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf62mn.jpg]" /><br />
<img src="http://img306.imageshack.us/img306/8748/tuhaf22hl.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf22hl.jpg]" /><br />
<img src="http://img137.imageshack.us/img137/2198/tuhaf31wj.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf31wj.jpg]" /><br />
<img src="http://img88.imageshack.us/img88/4272/tuhaf11zs.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf11zs.jpg]" /><br />
<img src="http://img307.imageshack.us/img307/8721/tuhaf41mj.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf41mj.jpg]" /><br />
<img src="http://img307.imageshack.us/img307/5172/tuhaf51oe.jpg" border="0" alt="[Resim: tuhaf51oe.jpg]" />]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>